# Madde 37
Yabancı Gerçek Kişilerde Veraset İşlemleri
Resmi Kanun Metni
Yabancı hakiki şahısların intikal işleri Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinden verilen veyahut kendi salahiyetli makamlarından verilipte Türk kanunlarının veraset usulü hakkındaki hükümlerine uygun olduğu Türk mahkemelerince tasdik edilen veraset senetlerine istinaden yapılır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 37. maddesi, Türkiye'de bulunan taşınmazların (gayrimenkullerin) yabancı uyruklu gerçek kişilere miras yoluyla geçişini düzenlemektedir. Maddeye göre, bir yabancının Türkiye'deki bir taşınmazı miras olarak devralması durumunda, bu işlemlerin yapılabilmesi için iki geçerli belgeden birinin ibraz edilmesi zorunludur. Bu belgeler ya doğrudan Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinden alınmış bir veraset senedi (mirasçılık belgesi) olmalıdır, ya da yabancı yetkili makamlardan alınmış ancak içeriği Türk miras hukuku kurallarına uygun olduğu Türk mahkemelerince onaylanmış (tanıma veya tenfiz kararı verilmiş) bir yabancı veraset senedi olmalıdır. Bu düzenleme, özellikle Türkiye'de mülk sahibi olan veya mülk edinmek isteyen yabancıların mirasçıları için kritik bir prosedürü ortaya koymaktadır. Devletin tapu sicilinin güvenliğini sağlamak ve miras hukukunda oluşabilecek belirsizlikleri önlemek için getirdiği bu kural, iş insanları açısından Türkiye'deki yatırımlarının geleceğini doğrudan ilgilendiren bir haktır. Yani kısaca, yabancı bir kişinin Türkiye'deki mirasçılık işlemleri, ancak ve ancak bu iki yolla belgelendirilmiş ise tapu müdürlüklerinde sonuçlandırılabilir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bu madde, özellikle uluslararası boyutta faaliyet gösteren şirket sahipleri ve yatırımcılar için hayati öneme sahiptir. Bir örnekle açıklayalım: Almanya'da yaşayan ve Türkiye'de bir şirkete ortak olan ya da doğrudan taşınmaz sahibi olan bir yabancı iş insanının vefat ettiğini varsayalım. Bu kişinin Türkiye'deki hisselerinin veya taşınmazlarının mirasçılara geçebilmesi için mirasçıların öncelikle Almanya'daki yetkili makamlardan bir veraset belgesi alması gerekecektir. Ancak bu Alman belgesi, doğrudan Türkiye'deki tapu müdürlüğünde işleme konulamaz. Belgenin, öncelikle Türk mahkemelerine sunularak, içeriğinin Türk Medeni Kanunu'nun mirasa ilişkin hükümlerine (örneğin saklı pay oranları, mirasçılık sırası) uygun olduğunun onaylatılması (tanıma/tenfiz kararı) ya da Türkiye'deki bir Sulh Hukuk Mahkemesi'nden doğrudan yeni bir veraset senedi alınması zorunludur. Bu onay süreci tamamlanmadan tapuda veya ticaret sicilinde hiçbir devir, intikal veya pay sahipliği değişikliği işlemi yapılamaz. Bu durum, şirket ortaklıklarında miras yoluyla pay devirlerinde ciddi bir bürokratik süreci beraberinde getirir. SicilAI platformunun baş yazarı olarak, bu tür süreçlerde mirasçıların noterden vekaletname düzenleyip süreci takip etmelerinin, özellikle dil ve hukuk farklılıkları nedeniyle zaman kaybını önlemek açısından en doğru adım olduğunu belirtmek isterim. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınması süreci uzun sürebileceğinden, tarafların bir avukat aracılığıyla süreci yönetmesi kritik önem taşır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Belgelerin Eksik veya Yetkisiz Makamlardan Alınması: Yabancı veraset belgesinin mutlaka kişinin ölümüne ilişkin kayıtların bulunduğu ülkenin yetkili makamından alınmış olması gerekir. Yetkisiz bir kurumdan alınan belge mahkemede reddedilebilir, bu da tüm sürecin baştan başlamasına yol açar.
- Türk Hukukuna Uygunluk Onayının Alınmaması: En sık yapılan hata, yabancı veraset senediyle doğrudan tapu müdürlüğüne başvurup işlemin reddedilmesidir. Bu belge, öncelikle Türk mahkemesinden tanıma veya tenfiz kararı alınmadıkça geçersizdir. Bu süreç atlanırsa tapu işlemi yapılamaz.
- Vergi Kayıpları ve Zaman Aşımı: Veraset ve intikal vergisi beyannameleri, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren belirli sürelerde verilmelidir. Sürecin uzaması, vergi cezalarına veya faiz yüküne neden olabilir.
- Eksik Mirasçı Tespiti: Yabancı ülkedeki veraset belgesinde tüm mirasçıların eksiksiz gösterilmemiş olması, Türk mahkemelerinin onay sürecinde belgenin iadesine veya davanın uzamasına sebep olur. Özellikle boşanmış eşler veya evlatlıklar gibi durumlarda gizli mirasçıların atlanması, ileride telafisi imkansız hukuki sorunlar doğurabilir.
- Yabancı Belgenin Apostil Şerhinin ve Yeminli Tercümesinin Yapılmaması: Yurt dışından alınan belgenin Türkiye'de kullanılabilmesi için Lahey Apostil Konvansiyonu gereği apostil şerhi taşıması ve yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmiş olması gerekir. Bu şartlar sağlanmazsa mahkeme ve tapu idaresi belgeyi kabul etmeyecektir. Bu teknik detayların atlanması, işlem süresini aylarca uzatabilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.