# MADDE 106
Alacaklı Temerrüdü Şartları ve Koşulları
Resmi Kanun Metni
Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.
Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Bu madde, Türk Borçlar Kanunu'nda “alacaklı temerrüdü” olarak bilinen durumun hangi şartlarda ortaya çıkacağını düzenler. Günlük dilde şöyle açıklayabiliriz: Bir borçlu, üzerine düşen edimi (bir şey yapmayı veya bir şey vermeyi) usulüne uygun şekilde ve tam zamanında alacaklıya sunduğu hâlde; alacaklı, bu edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmezse ya da borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini (örneğin işyerini teslim etme, malın teslim alınacağı yeri hazırlama, gerekli onayı verme) yerine getirmezse, alacaklı temerrüde düşer. Bu, borçlunun ifa etmesine rağmen alacaklının iş birliği yapmaması nedeniyle ortaya çıkan özel bir gecikme durumudur. Önemli not: Buradaki “temerrüt” alacaklının kabul borcu bakımından bir gecikme hâlidir. Maddenin ikinci fıkrası ise müteselsil (zincirleme) borç ilişkisini ele alır: Birden fazla müteselsil borçlu varsa, alacaklının bunlardan birine karşı temerrüde düşmesi, diğer borçlulara karşı da temerrüde düşmesi sonucunu doğurur.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir esnaf veya şirket sahibi olarak şu senaryoyu düşünün: Firmadan özel üretim bir makine sipariş ettiniz. Üretici makineyi zamanında üretti ve size teslim edileceği depoyu haber verdi. Ancak siz, deponuzu hazırlamadığınız için veya makineyi almaya gitmediğiniz için teslim almayı reddettiniz. Bu durumda üretici borcunu ifa etmeye hazırdır, fakat sizin iş birliğiniz eksiktir. İşte bu noktada siz alacaklı olarak temerrüde düşersiniz. Bunun ticari sonucu, borçlunun (üreticinin) temerrütten kaynaklanan zararlarını talep edebilmesi ve bazı hâllerde malı tevdi (depozito) ederek borçtan kurtulabilmesidir. Ayrıca, bir sözleşmede birden fazla borçlu müteselsilen sorumluysa, alacaklı bunlardan sadece birinden malı almaya yanaşmasa bile, hukuken diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş sayılır; bu durum, borçluların tamamının ifa için gerekli hazırlıkları yapamadığı anlamına gelir. Sicil işlemlerinde ve ticari sözleşmelerin ifasında bu husus, tarafların birbirlerini ihtar etme ve yazılı bildirim yapma zorunluluğunu da beraberinde getirir. SicilAI olarak önerimiz: alacaklının edimi kabulden kaçındığı her durumda, noter kanalıyla ihtarname göndererek durumu resmileştirmeniz ve ifaya hazır olduğunuzu belgelemenizdir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Usulsüz teklif: Borçlunun, edimi usulüne uygun olarak sunmadan yalnızca “sözlü” veya “fiili” bir hazırlıkla yetinmesi, alacaklının temerrüde düşürülmesi için yeterli değildir. Bu durumda alacaklı temerrüdü doğmaz, borçlu sözleşmeyi ihlal etmiş sayılır.
- Haklı sebebin varlığı: Alacaklının edimi kabul etmemek için geçerli bir sebebi varsa (örneğin malın ayıplı olması, sözleşmeye aykırı olması), temerrüde düşmez. Aksini fark edemeyen borçlu, temerrüt iddiasında bulunur ve haksız çıkarsa tazminatla karşılaşabilir.
- Müteselsil borçlularda yanlış hesaplama: Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerini de etkilediğini bilmeyerek yalnızca bir borçluyla süreci yürütmesi, tüm borçluların sorumluluk sürelerini ve haklarını etkileyebilir.
- İhtarname eksikliği: Alacaklının temerrüde düştüğünü ispat edemeyen borçlu, ileride hak kaybına uğrar; bu nedenle her aşamada yazılı delil oluşturulması kritik bir risktir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.