# MADDE 116
Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk
Resmi Kanun Metni
Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
TBK Madde 116, bir borç ilişkisinde, borçlunun işini yaparken kendisine yardım eden kişilerin verdiği zararlardan sorumlu olduğunu düzenler. "Yardımcı kişi" deyimi yalnızca çalışanları değil, birlikte yaşadığı aile bireylerini, stajyerleri, alt işverenleri veya geçici olarak işe dahil ettiği kişileri de kapsar. Önemli olan, bu kişilerin borcun ifası sırasında ve sizin yönlendirmenizle hareket etmeleridir. Eğer bu kişiler işi yürütürken karşı tarafa (alacaklıya) bir zarar verirse, borçlu bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Örneğin, bir firma sipariş ettiğiniz ürünleri kendi çalışanıyla getirirken çalışan ürünlerinizi kırarsa, zararı firma öder. Çalışanın kusuru, firmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; bu, işletme sahibinin organizasyon riski olarak kabul edilir.
Maddenin ikinci fıkrası, taraflara sözleşme özgürlüğü tanır. Yani borçlu ile alacaklı, aralarındaki sözleşmeye koyacakları bir kayıtla bu sorumluluğun tamamen ya da kısmen kaldırılabileceğini kararlaştırabilirler. Ancak bu kayıt, zararın ortaya çıkmasından ÖNCE yapılmış olmalıdır. Zarar gerçekleştikten sonra yapılan ibra ile karıştırılmamalıdır. Üçüncü fıkra ise önemli bir istisna getirir: Eğer borcun ifası, uzmanlık gerektiren ve kanun veya yetkili makamların iznine bağlı bir hizmetse (avukatlık, doktorluk, noterlik, mimarlık gibi), borçlu bu sorumluluktan kurtulmak için önceden anlaşma yapamaz. Böyle bir anlaşma "kesin olarak hükümsüzdür" yani hiç doğmamış sayılır. Bu, kamu düzenini korumak ve güveni sağlamak içindir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir şirket sahibi veya esnaf olarak bu maddeyi bilmeniz, hem müşterilerinizle yaptığınız sözleşmelerde hem de tedarikçilerinizle olan ilişkilerde size avantaj sağlar. Diyelim ki bir ofis eşyası üretiyorsunuz ve montaj için dışarıdan bir usta çağırdınız. Usta, müşterinizin evinde montaj yaparken zemine veya duvara zarar verdi. Bu madde gereği, siz müşterinize karşı sorumlusunuz; iç ilişkide ustadan bu zararı rücu edebilirsiniz, ancak müşteri doğrudan sizden tazminat isteyebilir. Bu nedenle, alt işverenlerle veya taşeronlarla yaptığınız sözleşmelerde, zarar durumunda rücu şartlarını netleştirmeniz ve onların da sorumluluğunu garanti altına almanız gerekir. Ayrıca, kendi sözleşmelerinize "müşterinin malına gelecek zararlardan şirketimiz sorumlu değildir" gibi genel bir kayıt koymak, ikinci fıkra gereğince geçerli olabilir; ancak bu kaydı, uzmanlık gerektiren asli ediminiz için koyamazsınız. Özellikle imalat, inşaat veya danışmanlık gibi sektörlerde, sözleşmenizin ilgili maddesinin hükümsüz olması, tüm sözleşmenizi tehlikeye atabilir. SicilAI olarak, sözleşmelerinizdeki sorumsuzluk kayıtlarını bu madde kapsamında gözden geçirmenizi ve yasal geçerliliklerini mutlaka bir hukukçıyla test etmenizi öneririz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Sorumsuzluk kaydını her işe koymak: Üçüncü fıkra kapsamındaki mesleklerde (örneğin avukatlık, yeminli mali müşavirlik, noterlik) bu kayıt kesin hükümsüzdür. Bu tür bir kayıt koymak, karşı tarafa güven vermez ve sizi yanlış bir güvenlik hissine iter.
- "Yardımcı kişi" tanımını dar yorumlamak: Sadece maaşlı çalışanlarınız değil; kendi adına çalışan ama sizin için iş gören taşeronlar, komisyoncular, hatta birlikte yaşadığınız kişiler de yardımcı kişi sayılır. Bu kişilerin kusurlarından da sorumlusunuz.
- Rücu şartını sözleşmeye yazmamak: Yardımcı kişiye (çalışana veya taşerona) ödediğiniz tazminatı rücu etmek için, aradaki sözleşmede açık bir düzenleme olması veya kanuni halefiyet ilkesinin işlemesi gerekir. Aksi halde zararın tamamı sizde kalır.
- Anlaşmanın zamanlamasını göz ardı etmek: Sorumluluğu kaldıran anlaşma, zarar doğmadan ÖNCE yapılmalıdır. Zarar sonrası yapılan "ben senin zararını karşılamayacağım" şeklindeki beyanlar tek taraflı kurtuluş sağlamaz; bunlar ancak karşı tarafın kabulüyle bir ibra sözleşmesi olur.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.