# MADDE 124
Borçluya Süre Verilmesi Gerekmeyen Haller
Resmi Kanun Metni
Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:
1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Türk Borçlar Kanunu'nun 124. maddesi, borçluya süre verilmesine gerek olmayan üç istisnai durumu düzenler. Kural olarak, bir borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı, ifa için ek süre vermek zorundadır. Ancak bu madde, belirli hâllerde bu gerekliliği ortadan kaldırır. Birincisi; borçlunun içinde bulunduğu durum veya tutumu, kendisine süre verilmesinin sonuçsuz kalacağını açıkça gösteriyorsa (örneğin işyerini kapatıp kaçmışsa veya bu imkânsızlığı kabul etmediğini net biçimde ortaya koyuyorsa) alacaklı ek süre beklemeden harekete geçebilir. İkincisi; borçlunun temerrüdü nedeniyle borcun geç ifası alacaklı için artık "yararsız" duruma gelmişse süre verilmesine gerek yoktur. Üçüncüsü ise sözleşmenin açık ifadesinden, belirli bir tarihte veya vadede ifa gerçekleşmediğinde artık kabul edilmeyeceği anlaşılıyorsa süre verilmesi şartı aranmaz.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir tüccar, kendisine çekici tedarik edecek toptancı firmayla "15 Temmuz'da teslim, aksi hâlde teslim alınmayacaktır" kayıtlı bir sözleşme yapmış olsun. Tedarikçi 25 Temmuz'da teslim etmeye kalkarsa, alacaklı tüccar bu maddedeki 3. bend dayanağıyla hiç süre vermeden sözleşmeden dönme veya onay süresini başlatma hakkına sahip olur. Ayrıca, medar-ı maişeti olmayan veya malvarlığını kötü niyetle devrettiği görülen bir borçlu karşısında da maddenin 1. fıkrası devreye girer; alacaklı, mahkemeden ihtiyati tedbir gibi taleplerde bulunurken "süre verme şartını yerine getirdim" diye beklemeden ilerleyebilir. Noterden yapılacak bir ihtar yerine doğrudan icra takibi başlatmak, dava açmak veya ticari birleşme/sicil kaydı süreçlerinde karşı tarafın bu hükümden faydalanıp faydalanamayacağını bilmek gerekir. SicilAI olarak hazırladığımız bu rehberde; sözleşmeye kesin vadeli hüküm ve sorumluluk kayıtları koymanın, bu maddeyi kullanılabilir kılmak açısından hayati önem taşıdığını özellikle vurguluyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- "Belirli süre" kaydının sözleşmede açıkça yazılmaması ve sadece bir niyet beyanında kalması hâlinde, 3. bent hükmünden yararlanılamaz; mahkeme süre verilmesini isteyebilir.
- İfa yararsızlığını (2. bent) sübjektif bir gerekçeyle ileri sürme tehlikesi vardır; bu durumun somut delillerle, örneğin siparişin mevsimlik bir ürüne bağlı olduğu ispatlanmalıdır.
- Borçlunun "süre verilmesi etkisizdir" gerekçesi (1. bent) dayanaksız şekilde değerlendirilirse, alacaklı haksız çıkarak kötü niyetle muacceliyet iddiası yönünde tazminatla ve karşı tarafın vekâlet ücretleriyle karşı karşıya kalabilir.
- Sözleşmesel kesin vade hükmü bulunmadan, temerrüt ihtarındaki süre hiç dolmamışken icra takibi başlatmak, borçluya haksız takip tazminatı hakkı doğurabilir.
- Tacirler arası işlemlerde makul ek süre vermek çoğu uyuşmazlıkta hâlâ en güvenli yol olduğundan, istisnanın uygulanmasındaki şüpheli durumlarda mutlaka gecikme faizi ve sözleşme cezası kayıtlarıyla paralel bir strateji izlenmelidir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.