# MADDE 129
Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme İfa Hakkı
Resmi Kanun Metni
Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir.
Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda, üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 129. maddesi, "üçüncü kişi yararına sözleşme" kurumunu düzenler. Bir kişi (alacaklı), kendi adına bir sözleşme yaparken borçlunun edimini doğrudan sözleşme dışındaki bir üçüncü kişiye ifa etmesini kararlaştırabilir. Bu durumda alacaklı, borçludan edimin üçüncü kişiye verilmesini isteyebilir. Maddenin ikinci fıkrası ise asıl önemli hakkı tanır: Üçüncü kişi veya ona halef olanlar, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun olduğu takdirde edimin kendilerine ifasını bizzat talep edebilirler. Bu hakkın doğabilmesi için üçüncü kişinin bu yöndeki iradesini borçluya bildirmesi gerekir. Bildirim yapıldıktan sonra alacaklı, tek başına borçluyu ibra edemez ve borcun nitelik veya kapsamını değiştiremez. Kısacası, sözleşmede "parayı üçüncü kişiye öde" denmişse, o üçüncü kişi de bu ödemeyi talep etme hakkına sahip olur.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Ticari hayatta bu madde özellikle şu senaryolarda karşımıza çıkar: Bir şirket, tedarikçisine olan borcunu, kendi müşterisinden olan alacağının müşteri tarafından doğrudan tedarikçiye ödenmesi şartıyla yapılandırmak isteyebilir. Örneğin, bir inşaat firması arsa sahibiyle yaptığı sözleşmeye, arsa sahibinin ödeyeceği bedelin bir kısmının doğrudan malzeme tedarikçisine yatırılmasını koydurtabilir. Malzeme tedarikçisi, bu düzenlemeden haberdar olduğunda ve borçluya yazılı olarak bildirdiğinde, ödemeyi bizzat talep etme hakkı kazanır. Bu bildirimden sonra arsa sahibi, inşaat firmasını ibra ederek tedarikçinin hakkını ortadan kaldıramaz. Sicil işlemlerinde ise, şirket sözleşmelerinde veya devir işlemlerinde üçüncü kişi lehine şartlar yer alıyorsa, bu şartların açıkça belirtilmesi ve tescil edilmesi gerekebilir. SicilAI platformu, sözleşme ve tescil metinlerinizi hazırlarken bu tür şartların eksiksiz ve hukuka uygun biçimde yansıtılmasına destek olur.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Üçüncü kişi, ifayı talep hakkını kullanacağını borçluya bildirdikten sonra alacaklı, borçluyu ibra edemez. Bu yasağa rağmen yapılan ibra işlemi geçersizdir ve üçüncü kişi tazminat talep edebilir.
- Üçüncü kişinin hakkının doğması için tarafların amacı veya örf ve âdet dikkate alınır. Sözleşmede niyetin açıkça yazılmaması hâlinde yorum farklılıkları doğabilir, bu nedenle üçüncü kişi lehine şartın açık ve yazılı olması gerekir.
- Üçüncü kişi henüz hakkını kullanmadıysa alacaklı ve borçlu anlaşarak sözleşmeyi değiştirebilir; ancak bu değişiklik üçüncü kişinin kazanılmış hakkını ihlal edecek nitelikteyse hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.
- Üçüncü kişinin borçluya bildiriminin yazılı yapılmaması ispat sorunlarına yol açar. Bildirimin noter veya taahhütlü mektupla yapılması en güvenli yoldur.
- Ticari hayatta çok sık yapılan bir hata, üçüncü kişi yararına şartın sözleşmenin sonunda "ihtiyari" bir düzenleme gibi görünmesidir. Oysa madde kapsamında üçüncü kişiye tanınan talep hakkı, belirli koşullar gerçekleştiğinde doğrudan doğar; bu nedenle sözleşme metninde tereddüte yer bırakılmamalıdır.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.