# MADDE 146
Alacaklarda On Yillik Zamanaşimi Suresi
Resmi Kanun Metni
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi, Türk hukukundaki genel zamanaşımı kuralını düzenler. Maddeye göre, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, her alacak hakkı on (10) yıllık süre sonunda zamanaşımına uğrar. Bu, alacaklının alacağını tahsil etmek için dava açma hakkının, alacağın muaccel olduğu (doğduğu) tarihten itibaren 10 yıl geçmekle ortadan kalktığı anlamına gelir. Ancak bu süre, borçlu tarafından ileri sürülürse hüküm doğurur. Hâkim, zamanaşımını resen (kendiliğinden) dikkate almaz. Örneğin, bir satış sözleşmesinden doğan fatura bedeli, müşteriye teslim tarihinden itibaren 10 yıl boyunca dava edilebilir. Bu süre dolduğunda borçlu "zamanaşımı def'ini" ileri sürerse alacaklı davayı kaybeder. Unutulmamalıdır ki bu madde, tamamlayıcı bir kuraldır; yani kanun koyucu bazı alacaklar için daha kısa (örneğin kira bedellerinde 5 yıl) veya daha uzun (örneğin ağır kusurdan doğan tazminatta 20 yıl) süreler öngörmüşse, o özel hükümler genel kuralın önüne geçer.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Şirket sahibi ve esnaf için bu madde, ticari defterlerdeki kayıtların ve cari hesap mutabakatlarının önemini hayati seviyeye taşır. Örneğin, bir şirketin eski bir tedarikçiden alacağı var; ancak ticari ilişki sona ermiş ve üzerinden 9 yıl geçmiş. Alacaklı, bu sürenin dolmasına az bir zaman kala faturaya dayalı olarak icra takibi başlatmaz veya dava açmazsa, 10. yılın sonunda alacak hukuken "eksi" bir değere dönüşür. Sicil ve tescil işlemleri açısından ise durum daha çok ticari defterlerin zamanaşımını kesen veya durduran işlemlerle ilgilidir. Örneğin, borçluya noter aracılığıyla ihtar çekilmesi, icra takibi başlatılması veya borcun bir senetle tecdit edilmesi (yenilenmesi) zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar. SicilAI platformunda şirket sahiplerinin sıkça sorduğu "Alacağımızı nasıl güvence altına alırız?" sorusunun cevabında bu madde kritik bir eşiktir: Yalnızca ticari deftere kayıt düşmek zamanaşımını kesmez; mutlaka yazılı bir icra takibi veya dava şartı yerine getirilmelidir. Ayrıca, bir şirketin tasfiye sürecinde, tasfiye memurunun şirket alacaklarını tahsil etmesi için 10 yıllık süreyi gözetmesi gerekir; aksi halde şirket ortağına veya yönetim kuruluna karşı sorumluluk doğabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Zamanaşımının resen dikkate alınmaması: Alacaklının, sürenin dolduğunu fark etmeden dava açması; borçlunun ise bu def'i ileri sürmeyi unutması durumunda mahkeme alacağa hükmedebilir. Ancak borçlu vekili genellikle bu itirazı ilk dilekçede yapar, bu yüzden alacaklı taraf süreyi iyi hesaplamalıdır.
- Süreyi kesen işlemlerin ispatı: Zamanaşımını kestiği iddia edilen bir ödeme, yazılı emir veya hesap kat ihtarnamesi delille belgelenmelidir. Sözlü görüşmeler veya mesajlar hukuken yeterli sayılmayabilir.
- Kambiyo senetlerinde farklı süreler: Çek, bono ve poliçe gibi kıymetli evraklarda zamanaşımı süreleri daha kısadır (örneğin çekte 3 ay, bonoda 3 yıl). Bu madde kapsamında 10 yıl beklentisine girilmemelidir.
- Sözleşmeye zamanaşımını düzenleyen hüküm koymamak: Taraflar, kanundaki süreyi değiştirmek için serbest değildir; ancak zamanaşımı süresinin işlemesini durduran "gayri kabili rücu" ödeme taahhütleri veya teminatlar doğru kurgulanmalıdır.
- Ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılmaması: Defterler, zamanaşımı süresince saklanmalıdır. Yok edilen veya tasdiksiz bırakılan defterler, alacağın ispatında ağır kayıplara yol açar.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.