# MADDE 148
Zamanaşımı Süreleri Sözleşmeyle Değiştirilemez
Resmi Kanun Metni
Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 148. maddesi, kanunda belirlenen zamanaşımı sürelerinin emredici nitelikte olduğunu, yani tarafların sözleşme serbestisi kapsamında bu süreleri değiştiremeyeceğini hükme bağlar. Kanun koyucu, alacak türlerine göre farklı zamanaşımı süreleri öngörmüştür; örneğin genel zamanaşımı süresi 10 yıl (m.146), bazı özel alacaklar için ise 5 yıl (m.147) olarak düzenlenmiştir. Madde 148, bu ayrımda belirlenen sürelerin taraflarca kısaltılamayacağını veya uzatılamayacağını açıkça ifade eder. Bir sözleşmeye "taraflar işbu sözleşmeden doğan alacaklar için zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu kabul eder" şeklinde bir hüküm konulması halinde bu hüküm geçersizdir ve kanuni zamanaşımı süresi uygulanır. Bu düzenlemenin temel amacı, borç ilişkilerinde hukuki güvenliği sağlamak ve tarafların kanunun öngörmediği bir süre rejimi yaratarak belirsizlik oluşturmasını engellemektir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Somut bir örnekle açıklayalım: Bir şirket, tedarikçisiyle yaptığı mal alım sözleşmesine "Bu sözleşmeden kaynaklanan her türlü alacak için zamanaşımı süresi 6 aydır" kaydını ekler. Teslimattan sonra alacaklı şirket, ödenmeyen fatura bedelini 8 ay sonra icra takibine koyar. Borçlu şirket, sözleşmedeki 6 aylık süreyi öne sürerek zamanaşımı def'inde bulunamaz; çünkü TBK m.148 gereği bu hüküm geçersizdir. Kanun, ticari satım bedeli alacağını genel hükümlere tabi kıldığı için 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olur. Ticari hayatta sözleşmelerde bu tür geçersiz hükümlere sıkça rastlanır. Şirket sahipleri ve esnaf, uzun vadeli alacaklarını güvence altına almak için zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini bilmelidir. SicilAI olarak özellikle şirket devirlerinde ve birleşme sözleşmelerinde, zamanaşımı sürelerini kısaltmaya çalışan maddelerin butlanla karşılaştığını ve tarafların bu durumda yanıltıldığını gözlemliyoruz. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken kanuni sürelerin esas alınması ve hak düşürücü süre ile zamanaşımı ayrımının doğru kurulması gerekir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Sözleşmelere zamanaşımını kısaltan veya uzatan hükümler eklenmesi geçersizdir; ancak bu hükümlere güvenerek dava açmamak, alacağın gerçek zamanaşımına uğramasına neden olabilir. Geçersiz madde nedeniyle hak kaybı yaşanmamalıdır.
- Zamanaşımı ile hak düşürücü süreler birbirine karıştırılmamalıdır. Hak düşürücü süreler sözleşmeyle belirlenebilir; zamanaşımı süreleri ise kanunen sabittir. Ayrımı yapamamak, hukuki stratejide ciddi hatalara yol açar.
- Zamanaşımı, hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle sözleşmedeki geçersiz hükme güvenip sürenin uzadığını sanan alacaklı, borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürdüğünde alacağını tahsil edemeyebilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.