# MADDE 149
Alacak Zamanaşımı Başlangıç Anı
Resmi Kanun Metni
Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Madde 149, zamanaşımı süresinin ne zaman işlemeye başlayacağını belirleyen temel kuralı ortaya koyar. Bir alacağın zamanaşımına uğramasından bahsedebilmek için öncelikle o alacağın muaccel hale gelmesi, yani ifa zamanının gelmesi ve alacaklının bunu talep edebilir duruma gelmesi gerekir. Günlük hayatta bu, borcun vadesinin dolduğu gündür. Örneğin bir satış sözleşmesinde mal teslim edilmişse ve fatura kesilmişse, borç vade tarihinde muaccel olur ve zamanaşımı süresi de o gün itibarıyla işlemeye başlar.
İkinci fıkra ise özel bir durumu düzenler: Kimi alacaklarda borcun muaccel olması, alacaklının borçluya bir bildirim (ihbar veya talep) yapmasına bağlıdır. Örneğin süresi belirsiz iş görme edimlerinde, borçluya yazılı bir ihtar çekilmesi veya ödeme talebinde bulunulması gerekebilir. Bu durumda zamanaşımı, bildirimin fiilen yapıldığı gün değil, bildirimin yapılabildiği (hukuken mümkün olduğu) ilk günden itibaren işlemeye başlar. Böylece alacaklı, bildirimi geciktirmek suretiyle zamanaşımı süresini uzatamaz; kanun, objektif bir başlangıç anı öngörerek bu tür bir kötüye kullanımın önüne geçmiştir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Tacirler için bu madde, alacak takibinin planlanmasında kritik bir rol oynar. Örneğin bir toptancı, perakendeciye 90 gün vadeli fatura kesmişse; zamanaşımı süresi, vadenin dolduğu 90. günün sonunda değil, o gün itibarıyla başlar. Alacaklının beklemesi, sürenin durmasına veya kesilmesine yol açmaz. Yargıtay içtihatlarına göre, muacceliyet tarihi belirlenirken taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, ticari teamüller ve fatura kayıtları esas alınır.
Bildirime bağlı alacaklarda ise en yaygın senaryo, süresi belirsiz bir hizmet sözleşmesinden doğan ücret alacaklarıdır. İş sahibine noter aracılığıyla bir ödeme ihtarı gönderildiğinde, ihtarın tebliğ edildiği gün (veya ihtarın çekilebildiği gün) zamanaşımı işlemeye başlar. SicilAI olarak özellikle şirketlerin muhasebe birimlerinin, kayıtlarında her alacağın muacceliyet tarihini ayrıca izlemesini öneriyoruz; çünkü ticari defterlerdeki kayıt tarihi ile muacceliyet tarihi farklı olabilir ve zamanaşımı hesabında esas alınması gereken ikincisidir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Vade ve muacceliyet karışıklığı: Fatura üzerinde vade tarihi yazmıyorsa, kanunen muacceliyet faturanın düzenlenme veya teslim tarihinden itibaren başlayabilir; süreyi yanlış hesaplamak alacağın tamamen kaybına yol açar.
- Bildirimli alacaklarda ihtarın geciktirilmesi: Borçlunun temerrüdü için ihtar zorunluysa, bu ihtarı yıllarca çekmeyen alacaklı zamanaşımının işlemeye başlamadığını düşünerek yanılır; madde, bildirimin yapılabildiği günden itibaren süreyi başlatır.
- Süresi belirsiz edimlerde kayıt düşülmemesi: Sözleşmede vade öngörülmemişse, TBK m.90'daki "muacceliyet anında ifa" kuralı gereği borç doğum anında istenebilir hale gelir, bu da zamanaşımının çok erken başlamasına neden olabilir.
- İcra takip tarihi ile zamanaşımı hesabının karıştırılması: İcra veya dava açılması zamanaşımını keser ancak başlatmaz; bu ayrımın gözetilmemesi, sonraki takiplerde def'i (itiraz) ile karşılaşılmasına sebep olur.
- İspat külfetinin ihmal edilmesi: Muacceliyet ve bildirim tarihlerine ilişkin belgelerin (noter ihtarları, tebliğ şerhleri, vade içeren sözleşmeler) saklanmaması halinde, zamanaşımı süresinin dolduğunu ispatlamak imkânsız hale gelir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.