# MADDE 164
Müteselsil Borçlarda Defi ve İtiraz Sınırları
Resmi Kanun Metni
Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir.
Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Bu madde, birden fazla borçlunun aynı borçtan dolayı alacaklıya karşı birlikte sorumlu olduğu (müteselsil borçluluk) durumlarda, borçlulardan birinin alacaklıya karşı öne sürebileceği itirazların kapsamını belirler. Bir başka deyişle: borçlulardan her biri, sadece kendisine özgü kişisel bir durumdan (örneğin kendi adına yapılan bir hata, tehdit veya alacaklının kendisine karşı işlediği bir hile) kaynaklanan def’ileri ileri sürebilir. Ancak borcun ortak kaynağından doğan, tüm borçluları ilgilendiren itirazları da öne sürebilir. İkinci fıkra kritik bir sorumluluk getirir: Borçlu, tüm borçluları ilgilendiren ortak bir def’iyi ileri sürmezse ve bu yüzden borç diğerlerinden tahsil edilemezse, bu ihmalinden dolayı diğer borçlulara karşı zarardan sorumlu olur. Örneğin, sözleşmenin geçersiz olduğu herkesin malumuyken, bir borçlu bunu dava sırasında öne sürmezse, borç ödenirse bu parayı diğer borçlulardan isteyemez.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Ticari hayatta çok sık karşılaşılan bir örneği ele alalım: İki şirket, bir bankadan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kredi kullanır. Şirketlerden birinin yetkilisi, banka tarafından kendisine yönelik olarak yapılan tehdit (ikrah) nedeniyle kefalet sözleşmesini imzaladığını iddia ediyorsa, bu kişisel def’idir; sadece kendi payına düşen kısmı etkiler. Ancak bankanın kredi sözleşmesinde faiz oranını hukuka aykırı şekilde belirlediğini tespit ederseniz, bu ortak def’idir ve tüm borçlular yararına öne sürülebilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, ortak def’inin ıskalanmasıdır. Şirketlerden biri, bu hukuka aykırılığı zamanaşımı veya hak düşürücü süre nedeniyle ileri sürmezse, diğer borçlu (veya kefil) ödediği tutarı rücu ederken bu ihmal nedeniyle zarara uğrayabilir. Sicil işlemlerinde ise; şirket hisse devirlerinde veya ticaret sicili tescil başvurularında müteselsil borçluluk doğuran imzaların atılmasından önce, hangi savunmaların kişisel ve hangilerinin ortak olduğunun avukatla netleştirilmesi gerekir. SicilAI olarak, ticaret sicil müdürlüklerindeki tescil ve ilan süreçlerinde bu tür hukuki riskleri işletme sahiplerinin önceden görebilmesi için sözleşmelerin dikkatle incelenmesini öneriyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Kişisel def'i ile ortak def'i karıştırılmamalıdır. Sadece kendi beyanına dayalı bir irade bozukluğunu (yanılma, aldatma, korkutma) tüm borçlular adına öne sürmeye kalkmak, haksız dava açılmasına ve yargılama giderlerinin doğmasına yol açar.
- Ortak def'i zamanında ileri sürülmezse rücu hakkı kaybedilir. Örneğin, borcun sebebinin hukuka aykırı olduğu biliniyorsa ve borçlu bunu def'i olarak sunmazsa, ödenen tutarı diğer müteselsil borçlulardan talep etmekte zorlanır; hatta bu ihmal tazminat sorumluluğu doğurabilir.
- Süreler kritiktir. Ortak def'ilerin çoğu (örneğin zamanaşımı, dava şartı noksanlığı, sözleşmenin butlanı) belirli sürelere bağlıdır. Dava dosyasının takibi yapılmazsa süre kaçar ve diğer borçlulara karşı sorumluluk gündeme gelir.
- Alacaklıyla yapılan gizli anlaşmalar risk oluşturur. Borçlulardan biri, alacaklıyla kişisel olarak anlaşıp ortak def'ileri kullanmaktan vazgeçerse, aynı zamanda borca katkı sağlayan diğer tarafa karşı da hukuki sorumluluk altına girer.
- İhtarname ve resmi yazışmalar ihmal edilmemelidir. Müteselsil borçlu, ortak def'ini ileri süreceğini ancak icra takibi veya dava aşamasında öne sürebilir; bunun öncesinde yapılacak yazılı bir ihtar, ispat açısından büyük önem taşır.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.