# MADDE 191
Alacak Devrinde Garanti Sorumluluğu
Resmi Kanun Metni
Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.
Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Madde 191, Türk Borçlar Kanunu kapsamında alacağın devri (temlik) işleminde devredenin (eski alacaklının) hangi hâllerde sorumlu olduğunu düzenler. Kural ikiye ayrılır:
- Bedelli (ivazlı) devirde: Alacak bir edim karşılığında (örneğin para karşılığı satılarak) devredilmişse, devreden yalnızca iki şeyi garanti eder: alacağın devir anında gerçekten var olduğunu ve borçlunun o anda ödeme gücüne sahip olduğunu. Bu, devralanın alacağın tahsil edilememesi hâlinde devredene başvurabilmesini sağlar. Ancak garanti, devir anındaki mevcut duruma ilişkindir; borçlunun ileride ödeme aczine düşmesinden devreden sorumlu tutulamaz.
- Bedelsiz (ivazsız) devirde veya kanunî geçişte: Alacak bağışlama gibi bir sebeple karşılıksız devredilmişse ya da kanun gereği (örneğin miras, şirket birleşmesi veya halefiyet yoluyla) başka bir kişiye geçmişse, devreden veya önceki alacaklı alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir. Bu durumda devralan, alacağı olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
Bu madde, ticari hayatta alacak devirlerinde tarafların risk paylaşımını netleştirir. Özellikle şirketler arası mal/hizmet satışlarında doğan vadeli alacakların satılması veya faktoring işlemlerinde sıkça gündeme gelir. İş dünyası açısından temel bilgi şudur: Alacağınızı satmak ile bağışlamak hukuken çok farklı sonuçlar doğurur. Satışta devreden, alacağın tahsil edilememesi riskini belirli ölçüde üstlenir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir örnekle somutlaştıralım: Bir esnaf, toptancıdan mal alan perakendeciye 100.000 TL tutarında mal satmış ve 6 ay vadeli bir fatura düzenlemiştir. Esnaf, bu alacağını tahsil etmek için beklemek yerine bir faktoring şirketine %5 komisyon karşılığında devreder. Bu, bedelli bir devirdir.
Faktoring şirketi, vade sonunda perakendeciden tahsilat yapamazsa ve perakendecinin iflası söz konusuysa esnafa başvurabilir. Çünkü Madde 191 gereği esnaf, devir sırasında borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş sayılır. Ancak esnaf, yalnızca devir anındaki ödeme gücünü garanti etmiştir; vade sonunda perakendecinin sonradan kötüleşen mali durumundan sorumlu tutulamaz.
Bir başka senaryo: Şirket hisse devri sırasında bilançoda yer alan alacaklar da devrediliyorsa, satış sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa devreden, bu alacakların varlığını ve borçluların ödeme gücünü garanti etmiş olur. Bu nedenle şirket alım-satım sözleşmelerinde alacak garantileri özel olarak müzakere edilmeli; hangi alacakların devredildiği, hangi tarihteki ödeme gücünün esas alındığı açıkça yazılmalıdır. Ayrıca kanuna dayalı geçişlerde, örneğin bir limited şirketin tüm malvarlığıyla bir anonim şirkete devrolunmasında, önceki alacaklı sonradan sorumlu tutulamaz.
Gerçek hayatta devir işlemleri noter veya yazılı sözleşmeyle yapılırken çoğu zaman bu hüküm göz ardı edilir. Oysa devrin bedelli olup olmadığı, sözleşmenin içeriğinden anlaşılır. Sicil defterlerinde veya ticaret sicili işlemlerinde bu tür alacak devirleri kayıt altına alınırken de aynı esaslar geçerlidir. SicilAI üzerinden güncel mevzuat ve içtihat takibi yapan şirketler, bu maddenin kapsamını doğru yorumlayarak sözleşmelerinde açık hükümler oluşturabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Bedelli devirde garantinin kapsamını karıştırmak: Devreden, alacağın varlığını garanti eder; ancak borçlunun ilerideki ödeme güçlüğünden değil, devir anındaki ödeme gücünden sorumludur. Sözleşmeye "borçlunun ödememesi hâlinde devreden öder" şeklinde geniş bir kefalet hükmü konulmazsa bu garanti sınırlıdır.
- İvazsız devirde sorumluluk olduğunu varsaymak: Bir alacağı bir yakınına bağışlama amacıyla devreden kişi, alacağın tahsil edilememesinden dolayı sonradan sorumlu tutulamaz. Bu durumda devralanın alacağın değerini araştırmaması büyük risktir.
- Sözleşmeye "alacağın varlığı garanti edilmez" kaydı koymadan devir yapmak: Aksine anlaşma olmadıkça madde hükümleri uygulanır. Devreden, sorumluluğunu sınırlandırmak istiyorsa bunu açıkça kararlaştırmalıdır. Aksi takdirde mahkemeler garanti hükümlerini varsayılan olarak uygular.
- Devir bildiriminin ihmal edilmesi: Alacak devri borçluya bildirilmezse, borçlu eski alacaklıya ödeme yaparsa devralan zarara uğrar. Madde 191 ile ilgili olmamakla birlikte uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biridir.
- Kanuni geçiş hâllerinin gözden kaçırılması: Örneğin miras yoluyla geçen alacaklarda, mirasçılar önceki alacaklının ödeme gücü garantisinden yararlanamaz. Bu durumda alacağın tahsil edilebilirliği mirasçı tarafından ayrıca araştırılmalıdır.
- Faktoring ve forfaiting işlemlerinde rücu şartlarını karıştırmak: Faktoring sözleşmelerinde "rücu garantili" olup olmaması, Madde 191'deki garanti hükümlerinden farklı değerlendirilebilir. Sözleşme metni her zaman önceliklidir; ancak sessiz kalınması hâlinde TBK 191 devreye girer.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.