# MADDE 35
Yanılma Halinde Tazminat Sorumluluğu
Resmi Kanun Metni
Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemez.
Hâkim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 35. maddesi, bir sözleşmede yanılma (hata) nedeniyle sözleşmeyi geçersiz sayan tarafın, bu hükümsüzlükten doğan zararları ne zaman tazmin etmekle yükümlü olacağını düzenler. Kısaca kural şudur: Bir kişi, sözleşmenin kurulmasında esaslı bir hataya düşmüşse ve bu hatada kusurluysa, yani gerekli özeni göstermemişse, sözleşmeyi iptal ettiğinde karşı tarafın bu sözleşmeye güvenerek uğradığı zararı (olumsuz zarar) gidermek zorundadır. Ancak karşı taraf, yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, yani kötüniyetli ya da ağır ihmalkâr ise, tazminat talep edilemez. Maddenin ikinci fıkrası ise hâkime, hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde, sözleşmenin ifa edilseydi sağlayacağı yararı aşmamak koşuluyla daha yüksek bir tazminata hükmedebilme yetkisi verir. Bu, mağdur tarafın sadece masraflarını değil, bazı durumlarda beklenen menfaatini de korumaya yönelik esnek bir kuraldır.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Şirketler ve esnaflar için bu madde özellikle sözleşme görüşmelerinde ve devir, kira, satış gibi işlemlerde kritik rol oynar. Örneğin bir işletme, devralacağı şirketin bilançosunu yanlış okuyarak veya eksik bilgiyle fiyat teklifi verip sözleşme imzalarsa, daha sonra gerçek durumu öğrendiğinde sözleşmeyi yanılma nedeniyle iptal edebilir. Ancak bu iptal, her zaman masrafsız olmaz. Yanılma iddiasıyla sözleşmeyi fesheden taraf, kusurunu ispatlayamazsa veya kusurlu sayılırsa; karşı tarafın noter masrafları, avukatlık ücretleri, yapılan ön hazırlık giderleri gibi sözleşmeye güvenerek yaptığı harcamaları tazmin etmek zorunda kalabilir. Sicil işlemlerinde ise pay devri veya taşınmaz alımı gibi işlemlerde, taraflardan biri yanlış beyana dayanarak sözleşme yapmışsa, ticaret sicilinde yapılan tescil ve ilan giderleri de bu tazminat kapsamında gündeme gelebilir. Bu nedenle iş dünyasında sözleşme imzalamadan önce belgelerin ve beyanların doğruluğu titizlikle kontrol edilmeli; unutulmamalıdır ki “bilmiyordum” demek her zaman tazminat yükünden kurtarmaz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Kusurlu yanılma: Sözleşmeyi yanılma nedeniyle iptal eden taraf, gerekli araştırmayı yapmamışsa kusurlu sayılabilir ve karşı tarafın güven zararını ödemek zorunda kalır.
- İspat yükü: Karşı tarafın yanılmayı bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmek zordur; bu durumda tazminat borcu doğabilir.
- Güven zararının genişliği: Sözleşme kurulmasaydı uğranılmayacak masraflar (danışmanlık, ekspertiz, tescil, ilan giderleri) tazminat kapsamında talep edilebilir.
- Hâkimin takdir yetkisi: Hakkaniyet gereği hâkim, ifa menfaatini aşmamak kaydıyla daha yüksek tazminata hükmedebilir; beklenen kâr kaybı gündeme gelebilir.
- Zaman aşımı ve süreler: Yanılma nedeniyle iptal hakkı, TBK m.36’da belirtilen süreler içinde kullanılmazsa hem sözleşme ayakta kalır hem de tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.