# MADDE 388
Tüketim ödüncü faiz oranı belirleme kuralları
Resmi Kanun Metni
Tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır.
Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faiz, yıllık olarak ödenir.
Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 388. maddesi, tüketim ödüncü (yaygın adıyla tüketici kredisi veya ihtiyaç kredisi) sözleşmelerinde faize ilişkin üç temel kural getirir. Birinci kural: Taraflar sözleşmede faiz oranını açıkça yazmamışsa, ödünç paranın verildiği tarihte ve ödünç alınan yerde, o tür ödünç işlemleri için piyasada uygulanan geçerli faiz oranı devreye girer. Bu, bankaların veya finans kuruluşlarının emsal teşkil eden oranıdır. İkinci kural: Sözleşmede ödeme periyodu belirtilmemişse, faiz yıllık olarak tahakkuk ettirilir. Yani yılda bir kez hesaplanır ve ödenir. Üçüncü ve en kritik kural: Faizin anaparaya eklenerek (kapitalize edilerek) bu yeni tutar üzerinden yeniden faiz hesaplanması, yani bileşik faiz uygulanması kesin olarak yasaktır. Bu madde emredici niteliktedir; aksi yönde bir sözleşme hükmü geçersizdir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir şirket sahibi veya esnaf, acil nakit ihtiyacı için bir ödünç sözleşmesi imzaladığında bu madde devreye girer. Örneğin: Bir esnaf, mal alımı için başka bir tedarikçiden 100.000 TL borç alsın. Sözleşmede "faiz oranı" yazmasa bile, borç veren yasal olarak piyasadaki emsal faiz oranını talep edebilir. Emsal oran tartışmalıysa, mahkeme veya bilirkişi, ödünç alma tarihindeki banka kredi faizlerini esas alır. Ayrıca sözleşmede "faiz altı ayda bir ödenir" denmediyse, faiz borcu ilk yılın sonunda doğar. Sicil işlemleri açısından bu madde özellikle şu durumda önemlidir: Şirket ortakları, şirkete borç para verdiğinde faiz oranı belirlenmemişse ve vergi/ticari defter kayıtları tutulurken faiz hesaplanacaksa, SicilAI olarak önerimiz, sözleşmede faiz oranının açıkça yazılı olması ve bileşik faiz yasağına uygun düz faiz hesaplamasının belgelenmesidir. Aksi halde ticari defterlerde yapılan faiz tahakkukları, denetimde sorun çıkarabilir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Boşluktan doğan faiz riski: Sözleşmede faiz oranı yazılmadığında, sonradan emsal faiz oranı yüksek çıkabilir. Borç alan için sürpriz maliyet oluşur. Bu nedenle oranı açıkça yazmak şarttır.
- Bileşik faiz tuzağı: Bir kefil veya borç veren, sözleşmeye "faiz anaparaya eklenir" şeklinde hüküm koyarsa bu madde gereği geçersizdir. Ancak bu durum tespit edilmezse, fahiş borç hesaplanabilir ve icra takibi başlatılabilir.
- Periyot hatası: Sözleşmede "faiz aylık ödenir" denilmediği halde aylık faiz tahakkuk ettirilmesi, muhasebe kayıtlarında hatalı faiz gideri yazılmasına neden olur. Yıllık faiz esas alınmalıdır.
- Emsal oranın ispatı: Oran belirlenmemişse, uygulanacak faiz oranını ispat yükü borç verene düşer. Bu oran kanıtlanamazsa, yasal temerrüt faizi (genellikle daha düşük) uygulanma riski doğar.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.