# MADDE 392
Ödünç Geri Vermede Altı Hafta Kuralı
Resmi Kanun Metni
Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Ödünç (karz) sözleşmelerinde “ne zaman geri ödenecek?” sorusunun cevabı taraflarca açıkça yazılmamışsa, kanun koyucu bir denge kurmuştur. Bu maddeye göre; ödünç alan kişi, ilk geri isteme talebinin yapıldığı tarihten itibaren altı hafta (42 gün) boyunca ödüncü geri vermek zorunda değildir. Yani borç, ödünç verenin “hemen öde” demesiyle anında muaccel hale gelmez. Ödünç alana lojistik, finansal veya kişisel hazırlık yapabilmesi için makul bir süre tanınır. Bu süre, kanundan doğan bir haktır; ödünç alan dilerse bu süreyi beklemeden, daha erken de geri ödeme yapabilir. Ancak zorlanamaz. Eğer taraflar sözleşmede belirli bir gün (vade) ya da önceden bildirim süresi (örneğin 3 aylık ihbar) veya “istediğim an geri ödersin” şeklinde bir hüküm kararlaştırmışsa, işte o zaman bu altı haftalık koruma uygulanmaz ve borç kararlaştırılan usule göre muaccel olur.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Şirketler veya işletmeler arasında yapılan ödünç sözleşmelerinde süre sıklıkla belirtilir. Ancak özellikle ortakların şirketlerine koyduğu avanslar, grup şirketleri arasındaki finansman aktarımları veya el sıkışarak yapılan anlaşmalarda vade yazılmayabilir. Bu durumda ödünç verenin elinde yazılı bir vade yoksa, borçluya ”derhal geri öde” içerikli bir ihtarname gönderdikten sonra bile 6 hafta beklemek gerekir. Örneğin bir şirket ortağı, şirketine verdiği borç parayı geri isterken aynı gün ödeme talep ederse ve ödeme yapılmazsa hemen icra takibi başlatması hukuka aykırı olur. İcra takibi ancak 6 haftalık sürenin sonunda yapılabilir. SicilAI platformunda da sık karşılaştığımız bir durum: alacaklılar, mücbir sebep veya nakit ihtiyacı gerekçesiyle bu süreyi atlayıp doğrudan yasal yollara başvuruyor; bu da takibin reddine ve zaman kaybına yol açıyor. Ticari hayatta bu sürenin başlangıcı olan “ilk istem”in yazılı ve tebliğ edilebilir şekilde yapılması çok önemlidir. Noter ihtarnamesi veya e-posta ile yapılan açık bir talep, bu süreyi başlatır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- İstem ve ihtarname kanıtının olmaması: 6 haftalık sürenin başladığını ispat yükü alacaklıdadır. Sözlü talepler ispat zorluğu yaratır; mutlaka yazılı belge veya güvenli elektronik kayıt oluşturun.
- Süre bitmeden icra takibi başlatmak: Haksız ve erken takip, borçlunun itirazıyla durur ve alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı veya %20'ye varan tazminat riski doğurabilir.
- Sözleşmedeki “muaccel olur” kaydını göz ardı etmek: Sözleşmede “ödünç verenin ilk talebiyle muaccel olur” yazıyorsa, altı haftalık koruma söz konusu olmaz. Bu ayrımı yapmadan genel kurala güvenmek yanlış sonuç doğurur.
- Ödünç verenin eş zamanlı ifa hakkını kullanması: Ödünç alan, süre dolmadan ödünç verenin haklarını ihlal ederse (örneğin parayı kötüye kullanırsa), alacaklı süreyi beklemeden sözleşmeyi feshetme hakkını değerlendirmelidir; bu durumda ayrı hukuki değerlendirme gerekir.
- Vadenin hiçbir yerde belirtilmemiş olması: Şirket genel kurulunda veya sözleşmede tarih yoksa, tarafların sonradan “süre vardı” iddiası çelişki yaratır. Her türlü ödünç işlemi için yazılı sözleşme ve vade maddesi şarttır.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.