# MADDE 589
Kefilin Sorumluluk Kapsamı ve Azami Miktar Sınırı
Resmi Kanun Metni
Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.
Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:
1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.
Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.
Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Kefillik, kefilin cebinden çıkabilecek paranın sınırsız olduğu anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu madde 589’un ilk ve en önemli mesajı şudur: Bir kefil, ancak sözleşmede yazılı azamî miktar kadar borçtan sorumlu tutulabilir. Bu miktarın üzerinde kalan faiz, masraf veya tazminat kalemleri kefilden istenemez. Kefalet karşılıklı güvene dayansa da kanun koyucu kefili koruma altına almış ve sorumluluğun kapsamını açıkça sınırlandırmıştır.
Kural olarak kefil, belirlenen tavanla sınırlı kalmak kaydıyla yalnızca şu kalemlerden sorumludur: Asıl borç ve borçlunun kusur veya temerrüde düşmesinin yasal sonuçları; alacaklının borçluya karşı yönelttiği icra takibi ve dava giderleri ile gerektiğinde rehinlerin kefile teslimi ve rehin haklarının devri masrafları. Ancak bu giderlerin kefile önceden bildirilmesi ve kefilin borcu ödeyerek bu giderleri önleyebilme imkânının bulunması şarttır. Ayrıca kefil, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizlerden sorumludur; daha eski yıllara ait birikmiş faizler kural olarak kefaletin kapsamı dışındadır.
Bunlar dışında kalan kalemler kefilden istenemez. Kefil, kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce doğmuş borçlardan da sözleşmede açıkça aksi kararlaştırılmadıkça sorumlu olmaz. Sözleşmeye “asıl borç ilişkisi geçersiz olursa bundan doğacak zararı ve ceza koşulunu da kefil öder” biçiminde bir hüküm konulamaz; bu tür anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Özellikle esnaf ve şirket sahipleri, bankalarla kefaletname imzalarken bu sınırları bilmeden hareket eder. SicilAI olarak ticari dosyalarda en çok gördüğümüz hata, kefilin imzaladığı sözleşmede azamî miktarın açıkça bulunmadığı veya “tüm borçlara kefalet” gibi genel ifadelere yer verildiği durumlardır. Oysa örneğin ortağı olduğunuz şirketin çektiği krediye siz de kefil iseniz ve kredi limiti 1.000.000 TL ise, kefaletnameye 500.000 TL yazılmışsa banka sizden ancak bu tutarı isteyebilir. Bankanın kredi sözleşmesini feshedip kefilden tüm borcu istemesi, kefaletnamedeki tavanı ortadan kaldırmaz.
Şirket aleyhine başlatılan icra takibinin masraflarından zamanında haberdar edilmezseniz bu giderleri ödemek zorunda kalmazsınız. Kredi boyunca biriken üç yıllık faizin tamamı değil, yalnızca son bir yıl ve cari yıl faizi kefalet kapsamındadır. Keza şirket borcunu ödemediği için sözleşme feshedilmiş ve ceza koşulu işlemişse, bu ceza koşulunu kefilden isteyemezsiniz; kefalet sözleşmesine konan aksi hüküm kesin olarak geçersizdir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Kefaletname üzerinde azamî miktarın bulunmaması veya eksik yazılması; bu durum kefalet sözleşmesinin geçersizliğine yol açabilir.
- Kefilin, imza tarihinden önce doğan borçlar için açıkça ayrı bir irade beyanı olmadan ödeme yapması ve sonrasında geri alamaması.
- Alacaklının kefili icra takip masraflarından ve dava giderlerinden haberdar etmemesine rağmen bu bedellerin kefile fatura edilmeye çalışılması.
- Faiz birikiminin kefalet tavanıyla karıştırılması; üç veya dört yıllık faizin tamamının kefalete dâhil olduğu yanılgısı.
- Asıl borç ilişkisi geçersiz olduğu hâlde zarar ve ceza koşulunu üstlenen kefalet hükümlerinin geçerli sanılması.
- Şirket yetkililerinin kefaleti şahsen imzalamadan önce kapsamı hukuk danışmanına teyit ettirmemesi.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.