# MADDE 602
Süreli Olmayan Kefalet Üç Yıllık Fesih Hakkı
Resmi Kanun Metni
Çalışanlara süreli olmayan kefalette kefil, her üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini bildirebilir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 602. maddesi, süreli olmayan (yani belirli bir bitiş tarihi bulunmayan) kefalet sözleşmelerinde kefile önemli bir çıkış kapısı sunar. Buna göre kefil, sözleşmenin başlangıcından itibaren her üç yılda bir, fesih iradesini açıklayarak bir sonraki yılın sonunda kefalet ilişkisini sona erdirebilir. Bu düzenleme, kefili süresiz ve belirsiz bir sorumluluk altında bırakmamak amacıyla getirilmiştir. Kefil, borçlunun borcunu ödeyememe riskine karşı sınırsız bir süre boyunca bağlı kalmak zorunda değildir. Fesih bildirimi, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere yapılır, yani derhal sonuç doğurmaz; kefile ve alacaklıya makul bir süre tanınır. Bu sayede alacaklı, borçlunun durumunu yeniden değerlendirme ve gerekirse farklı güvence talep etme imkânı bulur. Madde metninde geçen "çalışanlara" ifadesi uygulamada kimi zaman tereddüt yaratsa da düzenlemenin özü, süreli olmayan tüm kefalet ilişkilerinde kefilin periyodik fesih hakkına sahip olduğunu hükme bağlamaktadır. Bankalar, tedarikçiler veya bireysel alacaklılar karşısında kefalet imzalayan şirket ortakları ve işletme sahipleri için bu madde, uzun vadeli riskleri kontrol altında tutabilmek açısından kritik bir mekanizmadır.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir şirket sahibi düşünün: İşletmesinin kullandığı ticari krediye veya tedarikçi cari hesabına şahsi olarak kefil olmuştur. Kefalet sözleşmesinde herhangi bir süre belirtilmemiştir. Yıllar geçer, borç sürekli yenilenir ve kefilin sorumluluğu hiç bitmez. İşte bu madde devreye girer. Kefil, üç yıllık dönemleri tamamladıktan sonra noter aracılığıyla veya alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedeceğini duyurabilir. Örneğin 2025 yılında yapılan bir fesih bildirimi, 2026 yılının sonunda kefalet sorumluluğunu sona erdirir. Bu süre içinde alacaklı, borçludan yeni güvence isteyebilir, kredi limitini düşürebilir veya mevcut borcun yapılandırılmasını talep edebilir. Sicil işlemleri açısından bakıldığında, ticaret sicili nezdinde yapılan tescil ve ilan işlemleri kefalet sözleşmesinin kurulması için genellikle zorunlu değildir; ancak fesih bildiriminin ispatlanabilir olması büyük önem taşır. Bu nedenle fesih yazısının noter marifetiyle gönderilmesi ve alındı belgesinin saklanması gerekir. Aksi hâlde “feshettim” demek tek başına yetmez; alacaklıya ulaşmayan bir bildirim hukuken sonuç doğurmaz. SicilAI olarak bu maddenin özellikle şirket ortaklarının ve esnafın kişisel malvarlığını koruma planlamasında dikkate alması gereken bir güvence olduğunu vurguluyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Fesih bildiriminin süresinde yapılmaması: Üç yıllık dönem dolmadan yapılan bildirim geçersiz sayılabilir veya ancak bir sonraki dönem sonunda hüküm ifade eder. Takvimi iyi izleyin.
- Yazılı ve ispatlanabilir şekil şartının ihmal edilmesi: Fesih iradesi karşı tarafa ulaşmadıkça hüküm doğurmaz. Noterli ihtarname veya taahhütlü mektup kullanılmalıdır.
- Fesih bildiriminin “derhal” sonuç doğuracağının sanılması: Kanun, feshi ertesi yılın sonunda geçerli kılar. Bu süre içinde alacaklı yeni taleplerde bulunabilir, kefil hâlâ risk altındadır.
- Kefalet sözleşmesinde süre olup olmadığının yanlış yorumlanması: Eğer sözleşmede belirli bir bitiş tarihi varsa bu madde değil, o tarihe ilişkin hükümler uygulanır. Sözleşmenin niteliği mutlaka bir hukukçudan destek alınarak belirlenmelidir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.