# MADDE 603
Kefalet Hükümleri Diğer Kişisel Güvencelere Uygulanır
Resmi Kanun Metni
Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 603. maddesi, kefalet sözleşmelerine ilişkin bazı koruyucu hükümlerin yalnızca "kefalet" adı verilen sözleşmelerle sınırlı olmadığını; bir gerçek kişinin, başka bir kişinin borcuna karşı kişisel güvence verdiği her türlü sözleşmeye de uygulanacağını düzenler. Başka bir deyişle, taraflar sözleşmeye "kefalet" adını vermese bile; örneğin "garanti", "teminat", "aval", "üçüncü kişi yanında borç üstlenme" veya "garantörlük" gibi adlar altında bir gerçek kişi, bir borçluya güvence veriyorsa, kefaletin şekline (yazılı olma ve borç miktarını içerme), kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin kurallar bu sözleşmelerde de geçerlidir. Bu madde, kanundaki sınırlı sayıda kişisel güvence türlerinin dışında kalan isimsiz sözleşmelerin, kefalet kurallarından kaçmak için bir araç olarak kullanılmasını engellemeyi amaçlar. İş dünyasının bilmesi gereken temel nokta şudur: Bir kişinin borcuna "ben kefilim" demek yerine "ben bu borcu garanti ediyorum" demek, kefalet hükümlerinin uygulanmasını ortadan kaldırmaz.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Şirket sahipleri ve esnaflar için bu madde, özellikle banka kredileri ve ticari borçlarda gündeme gelir. Örneğin bir limited şirket ortağı, kendi şirketinin veya başka bir firmanın banka kredisine "müteselsil garanti veren" veya "teminatçı" olarak imza attığında; bu madde gereği işlem kefalet kurallarına tabi olur. Bankalar çoğu zaman bu tür sözleşmelerde imza atan kişiden eşinin yazılı rızasını ister. Eğer eş rızası alınmamışsa, ortak daha sonra kefaletin geçersizliğini ileri sürebilir ve banka teminatsız kalabilir. Ayrıca, noterde düzenlenen "borca katılma" veya "garanti" başlıklı belgeler icra takibine esas alınırken kefalet şartları taşıyıp taşımadığı denetlenir. Sicil işlemlerinde, özellikle SicilAI platformunda şirket ortaklarının ve yöneticilerinin vermiş olduğu kişisel güvenceler incelenirken de bu kural, sözleşmenin geçerliliğini ve eş rızasının varlığını kontrol etmede kritik bir dayanak oluşturur. Bir şirket devri veya hisse devri sırasında önceki ortakların verdiği şahsi teminatların yeni dönemde sürüp sürmeyeceği de bu maddeye göre değerlendirilmelidir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Eş rızasının eksikliği: Kefalet niteliğindeki işleme eşin yazılı rızası alınmazsa sözleşme geçersiz olabilir. Bu rıza, işlem sırasında alınmalı ve imza tarihi ile içeriği açıkça tespit edilmelidir.
- "Kefil değilim" beyanına güvenilmesi: Sözleşmede "bu bir kefalet değildir" yazması, maddi olarak kişisel güvence verildiği anlamı varsa kefalet hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
- Şekil şartlarının ihmal edilmesi: Kefalet sözleşmesinde azami borç miktarı ve süre açıkça yazılmadıysa, kefil sorumluluktan kurtulabilir. Bu nedenle "garanti" başlığı altında atılan imzada bile borç tutarı belirtilmelidir.
- Sözleşmenin adlandırılması hatası: Müteselsil borçlu mu, kefil mi, garanti veren mi olunduğu iyi tespit edilmelidir. Adlandırma hatası, ileride sorumluluğun kapsamını ve geçerliliğini doğrudan etkiler.
- Hukuki danışmanlık alınmadan enstrüman seçimi: Özellikle KOBİ sahiplerinin, bankaların hazırladığı metinleri avukatsız imzalaması risklidir; zira bu metinlerde kefaletin yanında "müteselsil borçlu" sıfatıyla ek sorumluluklar da gizlenmiş olabilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.