# MADDE 97
Karşılıklı Sözleşmede İfa Sırası
Resmi Kanun Metni
Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde (satış, kira, eser, hizmet gibi) tarafların birbirinden edimini talep edebilmesi için öncelikle kendi borcunu yerine getirmiş olmasını şart koşar. Yani temel kural şudur: “Önce sen ifa et, sonra karşı taraftan ifayı iste.” Ancak maddenin istisnası da aynı cümlede gizlidir: Eğer sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre sizin daha sonra ifa etme hakkınız varsa (örneğin sözleşmede “iş teslim edildikten sonra ödeme yapılır” yazıyorsa), o zaman kendi borcunuzu ifa etmeden de karşı taraftan edimini isteyebilirsiniz.
Bu hüküm, iş dünyasında “ödemezlik def’i” olarak bilinen savunmanın da dayanağıdır. Şirket sahibi veya esnaf için pratik anlamı şudur: Bir sözleşmeden doğan alacağınızı talep ederken, “ben sözleşmedeki yükümlülüğümü yerine getirdim” veya “getirmeyi teklif ediyorum” gösterebilmelisiniz. Aksi hâlde karşı taraf, sizin ifanızı bekleyerek edimini yerine getirmekten kaçınabilir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Diyelim ki bir inşaat firması, bir tedarikçiden çimento satın aldı. Sözleşmede “mal teslim edildikten sonra 30 gün içinde bedel ödenir” şeklinde bir hüküm yok. Tedarikçi, çimentoyu teslim etmeden bedelin tamamını dava yoluyla isterse, mahkeme bu madde gereği tedarikçinin önce çimentoyu teslim etmesi veya ifaya hazır olduğunu ihtarnameyle bildirmesi gerektiğini söyleyerek davayı reddedebilir. Çünkü tedarikçi, kendi edimini ifa etmeden karşı tarafın edimini talep etmektedir.
Sicil işlemlerinde ise bu madde genellikle ticari sözleşmelerin uyuşmazlık aşamasında gündeme gelir. Bir şirketin hisse devri sözleşmesi, mal veya hizmet alımı gibi karşılıklı edimler içeren her türlü işlemde, taraflardan biri alacağını tahsil etmek için icra takibi veya dava başlattığında bu maddeye takılabilir. SicilAI olarak tavsiyemiz: Ticari sözleşmelere “edimlerin ifa sırası”nı açıkça yazın. Örneğin “Yüklenici işi teslim etmeden önce iş sahibi herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü değildir” gibi bir cümle, bu maddedeki belirsizliği ortadan kaldırır ve tarafların haklarını netleştirir. Sözleşmede ifa sırası açıkça belirlenmişse, madde devreye girmez.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Sözleşmede ifa sırasını düzenlememek: Taraflar, hangi edimin önce yerine getirileceğini yazılı olarak kararlaştırmazsa, bu madde varsayılan kural olarak devreye girer. Bu da özellikle malı veya hizmeti önce teslim eden tarafın, ödeme alamama riskini üstlenmesine yol açar.
- İfasını önerdiğini ispatlayamamak: Madde, “ifa etmiş ya da ifasını önermiş olma” şartını arar. Sözlü olarak “ben hazırım” demek yetmez; noter ihtarnamesi, e-posta veya yazılı bir tebligat ile karşı tarafa ulaştığınızı kanıtlamanız gerekir. Aksi hâlde dava aşamasında ispat güçlüğü çekersiniz.
- Karşı tarafı temerrüde düşürmeden kendi borcunu öne sürmek: Alacaklı konumundaki taraf, kendi edimini ifa etmeden borçluyu temerrüde düşüremez. Bu usul hatası, icra takibinin iptaline veya davanın reddine neden olabilir. Aynı şekilde ifa etmeyen taraf, kendi yükümlülüğünü yerine getirmemişse karşı taraftan tazminat isteyemez.
- İstisnayı yanlış yorumlamak: Sözleşmedeki hükümler size “daha sonra ifa hakkı” tanıyorsa, bu istisnayı kullanarak derhâl ifa isteyebilirsiniz. Ancak bu hakkın kapsamı iyi analiz edilmezse, kötüniyetli ifa talebi olarak değerlendirilip haksız çıkabilirsiniz. Bu nedenle sözleşmenin yorumlanmasında mutlaka bir hukuk danışmanından destek alın.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.