# MADDE 109
Acente Yükümlülük ve Sorumlulukları
Resmi Kanun Metni
(1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür.
(2) Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 109. maddesi, acentelik ilişkisinde acentenin müvekkile karşı taşıdığı iki temel yükümlülüğü açıkça düzenler. Birincisi; acente, sözleşmesinde kendisine bırakılan sınırlı bölge ve ticaret dalı içinde faaliyet göstermek ve müvekkilinin işlerini özenle yerine getirmek zorundadır. Bu, acentenin “sadakat borcu” olarak da bilinir. Acente, müvekkilinin menfaatlerini korumakla yükümlüdür; kendi çıkarı ile müvekkilinin çıkarı çatıştığında müvekkilini öncelemelidir. İkincisi ise acentenin sorumluluğuyla ilgilidir: Müvekkil hesabına sakladığı mal veya eşyada bir hasar oluşursa, acente bu hasardan sorumlu olur. Ancak acente, hasarın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Bu düzenleme, ispat yükünü acentenin üzerine koyar; yani mal hasara uğradığında acente “ben kusursuzum” diyerek varsayılan sorumluluktan kendiliğinden çıkamaz.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir üretici firma, farklı şehirlerdeki satışlarını acenteler aracılığıyla yürütür. Örneğin bir beyaz eşya üreticisi, “acente yalnızca İzmir ve Manisa illerinde ve yalnızca kurumsal satış kanalında yetkilidir” derse; acente bu sınırlar dışına çıkarak üçüncü bir firmayla sözleşme imzalarsa, müvekkilini bağlayıcı bir işlem yapmış olmaz. Sözleşmede belirlenen bölge ve ticaret dalı, acentenin yetki alanını çizer. Bu durum yalnızca özel sözleşmelerde değil, ticaret sicili uygulamalarında da önemlidir. Acente tescil edilirken yetkili olduğu bölge ve iştigal konusu sicil kaydında açıkça belirtilir. Sicil kaydı, üçüncü kişilerin bu sınırları bilerek işlem yapmasını sağlar. SicilAI olarak özellikle acentelik sözleşmesi hazırlanırken bölge ve ticaret dalı tanımının net yapılmasını, bu bilgilerin tescil başvurusu ve ilan süreçlerinde eksiksiz sunulmasını öneriyoruz. Aksi hâlde hem müvekkil hem acente için hukuki belirsizlik doğar; ortaya çıkan sözleşmelerin geçerliliği tartışmalı hale gelir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Yetki alanı belirsizliği: Sözleşmede bölge ve ticaret dalı açıkça yazılmazsa, acente yetkisini aşabilir; bu durumda yapılan işlemler müvekkili bağlamayacağı gibi acente de tazminat riskiyle karşılaşır.
- İspat yükünün ağırlığı: Müvekkil hesabına saklanan mal hasar gördüğünde, acente ancak kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulur. Bu nedenle depo giriş çıkış kayıtları, sevkiyat tutanakları, sigorta poliçeleri ve hasar anında çekilen fotoğraflar mutlaka düzenli saklanmalıdır.
- Menfaat koruma ihlali: Acente, müvekkilinin müşterilerine yanlış bilgi verir veya kendi lehine gizli komisyon alırsa, müvekkilinin menfaatlerini koruma borcunu ihlal etmiş olur. Bu ihlal, sözleşmenin haklı feshi ve doğan zararların tazmini ile sonuçlanabilir.
- Sigorta kapsamına güvenme hatası: Mallar sigortalı olsa bile, acente kusurlu ise sigorta şirketi ödediği tazminatı acenteye rücu edebilir. Acente, sigorta varlığını kendi sorumluluğunu ortadan kaldıran bir güvence olarak görmemelidir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.