# MADDE 119
Acente Hapis Hakkı Alacak Güvencesi
Resmi Kanun Metni
(1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.
(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.
(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Bu madde, ticari hayatta sıkça ihtiyaç duyulan acentenin hapis hakkını (rehin benzeri bir alacağı güvence altına alma imkânı) düzenlemektedir. Özetle şu anlama gelir: Bir acente (aracı, satış temsilcisi), müvekkilinden (kendisini temsil ettiği firma/kişi) doğan alacakları —örneğin komisyonlar, primler, masraflar— tamamen ödenmediği sürece, acentelik sözleşmesi nedeniyle eline geçen taşınır malları, kıymetli evrakı ve malı temsil eden senetlerdeki malları müvekkile geri vermeme hakkına sahiptir. Üçüncü bir kişinin elinde bulunan ancak özel bir sebebe dayanarak acentenin zilyet olmaya devam ettiği mallar bile bu kapsamdadır. Ayrıca, müvekkile ait mallar acente tarafından satıldıysa, acente bu satıştan doğan bedeli kendi alacağına mahsup ederek müvekkile ödemekten kaçınabilir. Eğer müvekkil aciz hâlindeyse (borçlarını ödeyemeyecek durumdaysa), henüz vadesi gelmemiş alacaklar için de bu güvence devreye girer. Son fıkra ise Türk Medenî Kanunu’ndaki hapis hakkına ilişkin genel hükümlerin (950/2 ve 951-953) saklı olduğunu belirtir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bu maddeyi bir senaryo ile somutlaştıralım: Bir üretici firma (müvekkil) ile satış acentesi arasında sözleşme var. Acente, üretici firmanın mallarını deposunda bulunduruyor ve satış sonrası komisyon almayı bekliyor. Üretici firma, acentenin komisyonlarını aylardır ödemiyor ve müvekkil firma iflasın eşiğine geliyor. İşte bu durumda acente, elindeki malları iade etmeyerek alacağını güvence altına alabilir. Hatta acente bu malları satmışsa, satış bedelini de müvekkile göndermeyip kendi alacağını oradan tahsil edebilir. Esnaf ve şirket sahipleri için bu düzenleme, ticari ilişkilerde "karşı taraf ödemezse elim boş kalır" riskini azaltan ciddi bir teminattır. Ancak unutulmamalıdır ki; hapis hakkının doğabilmesi için, malların acentelik sözleşmesi dolayısıyla elde bulunması gerekir. Örneğin, acente başka bir iş ilişkisinden doğan borç sebebiyle müvekkilin malını alıkoyamaz. Sicil ve bürokrasi tarafında ise bu madde doğrudan bir tescil prosedürü getirmez; daha çok taraflar arasındaki sözleşmenin bu hakka yer verecek şekilde kurgulanması ve ticari defter kayıtlarının doğru tutulması önem taşır. Acente, hapis hakkına konu olan malları ve alacaklarını ispat edebilmek için sözleşmeyi, teslim belgelerini ve cari hesap dökümlerini özenle saklamalıdır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Malın kapsamını aşma: Acente, sözleşmeyle ilgisi olmayan müvekkil mallarını da alıkoymaya kalkarsa haksız fiil ve tazminat sorumluluğu doğar. Hapis hakkı yalnızca acentelik ilişkisinden kaynaklanan zilyetliğe dayanır.
- Prosedüre uymama: Türk Medenî Kanunu'nun aradığı koşullara (örneğin alacağın muaccel olması veya aciz hâlinin varlığı) aykırı davranılırsa, hapis hakkı geçersiz sayılabilir; bu da icra takibinde ciddi kayıplara yol açar.
- Belge eksikliği: Acente, elindeki malların acentelik sözleşmesi kapsamında olduğunu ispat edemezse hak kaybı yaşar. Teslim tutanakları, sevk irsaliyeleri ve sözleşme kayıtları mutlaka düzenli tutulmalıdır.
- İcra ve iflas hukukuyla çakışma: Müvekkil aleyhine başlatılan icra takipleri veya iflas sürecinde, hapis hakkı sıra cetvelinde farklı değerlendirilebilir; bu konuda hukuki destek alınmadan işlem yapmak risklidir.
- Üçüncü kişi zilyetliği: Mallar bir üçüncü kişide olsa bile acentenin hapis hakkı devam edebilir; ancak bu durumun "özel bir sebebe" dayanması gerekir. Bu sebebin varlığı kanıtlanamazsa hak düşer.
Bu maddenin pratik yorumunu yaparken mutlaka güncel içtihatları ve sözleşmenizin özel hükümlerini göz önünde bulundurun. SicilAI olarak ticari sözleşmelerinizin bu tür güvence hükümlerini içermesi, alacak riskinizi önemli ölçüde azaltacaktır.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.