# MADDE 131
Ayni Sermaye Değerleme ve Mülkiyet Devri
Resmi Kanun Metni
(1) Sermaye olarak konulan ayınlara, bilirkişi tarafından biçilecek değerler, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.
(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, sermaye olarak konan ayınların mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete devredilmiş olur.
(3) Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt çalışanlara ortak sıfatını vermez.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 131. maddesi, şirketlere sermaye olarak konulan ayınların (para dışındaki mal, hak veya alacakların) değerlemesi, mülkiyetinin şirkete geçişi ve hizmet karşılığı kâr payı verilmesinin ortaklık statüsüne etkisini düzenler. Madde üç temel ilke getirir: Birincisi, ayni sermayenin değerinin bilirkişi tarafından belirleneceği ve bu değerin ilgililerce (şirket ortakları veya sermaye koyanlar) kabul edilmiş sayılacağıdır. Bu, değerleme işleminde tarafların ayrıca onayına gerek olmaksızın bilirkişi tespitinin bağlayıcı olduğu anlamına gelir. İkincisi, şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, sermaye olarak konan ayının mülkiyeti doğrudan şirkete geçer ve varsa ilgili haklar da şirkete devredilmiş olur. Üçüncüsü, bir çalışana verilecek ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak şeklinde ödenmesi kararlaştırılmışsa, bu durum çalışana ortaklık sıfatı kazandırmaz. Bu, işverenin çalışanına prim veya kâr payı vermesinin onu şirket ortağı yapmayacağının açık bir güvencesidir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir limited şirket veya anonim şirket kurulurken ortakların nakit dışında taşınmaz, makine, araç, marka, patent gibi bir malvarlığı unsurunu sermaye olarak koyması oldukça yaygındır. Bu durumda izlenecek pratik süreç şöyle işler: Öncelikle mahkemece veya ticaret sicili müdürlüğünce atanan bir bilirkişi, söz konusu ayını değerler. Bilirkişi raporu, şirketin kuruluş sözleşmesine eklenir ve ticaret siciline tescil için sunulur. Örneğin, bir ortak şirkete kendi arsasını sermaye olarak koymak istediğinde, bilirkişinin biçtiği değer esas alınır; ardından tapu dairesinde arsanın mülkiyeti şirket adına tescil edilir. Maddenin ikinci fıkrası gereği, aksi kararlaştırılmamışsa bu devir zorunludur. Eğer sözleşmede "ayının belirli bir süre şirket adına devredilmeyeceği" şeklinde bir hüküm varsa, o zaman farklı bir düzenleme söz konusu olabilir; ancak uygulamada kanunun temel kuralı mülkiyetin şirkete geçmesidir. Üçüncü fıkra ise özellikle aile şirketlerinde ve profesyonel yönetici istihdamında sıkça gündeme gelir. Bir genel müdüre "şirket kârının %10'unu alacaksın" denmesi, onu ortak yapmaz. Bu kişi sadece sözleşmesel bir alacak hakkına sahip olur. Sicil işlemlerinde bu farkın doğru anlaşılması kritiktir; çünkü pay defterine ortak yazılmayan bir kişi, kâr payı alsa bile tüzel kişiliği bağlayıcı kararlara katılamaz. SicilAI olarak bu tür değerleme ve devir süreçlerinde şirket kuruluşlarının sorunsuz tamamlanması için sözleşme taslaklarının bu maddeye uygun hazırlanmasını öneriyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Bilirkişi değerinin gerçeğe aykırı olması: Değerleme raporu, gerçek piyasa değerinin çok üzerinde hazırlanırsa, bu durum hem şirket alacaklılarını zarara uğratabilir hem de koyan ortağın ağırlaştırılmış sorumluluğuna yol açabilir. Ayni sermayenin değeriyle orantılı pay verilmemesi de benzer riskler doğurur.
- Mülkiyet devrinin eksik veya hiç yapılmaması: Taşınmazlarda tapu tescilinin, araçlarda trafik tescilinin, markalarda ise Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde devir işleminin zamanında yapılmaması, şirketin aktiflerinin eksik kalmasına ve ileride hukuki uyuşmazlıklara neden olur. Sözleşmede aksine hüküm yoksa devrin tamamlanması kanuni bir zorunluluktur.
- Kâr payı verilen çalışanların ortak sanılması: Bazı şirketlerde "kâr ortağı" gibi isimlerle çalışanlara pay verildiği halde, bu kişilerin ortaklık sıfatı olmadığı unutulabilir. Bu durumda çalışan, yönetimde söz hakkı isteyebilir veya işten ayrılırken kâr payı alacağını yanlış yorumlayabilir. Çalışanla yapılan sözleşmede bu hususun açıkça belirtilmesi ve ticaret sicilinde pay sahibi olarak görünmeyen kişilere ortaklık yetkisi tanınmaması gerekir.
- Sözleşmede aksine hüküm bulunmaması: Taraflar, ayni sermayenin mülkiyetinin şirkete geçmesini istemiyorlarsa (örneğin sadece kullanım hakkı verilecekse), bunu açıkça şirket sözleşmesinde düzenlemelidir. Aksi halde kanunun ikinci fıkrası devreye girer ve mülkiyet otomatik olarak şirkete geçer.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.