# MADDE 1345
Fonlara Giren Alacaklarda Teminatların Sona Ermesi
Resmi Kanun Metni
(1) Bir alacağın, 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca kurulan fonlara gireceği, fonun kurulduğu mahkeme tarafından kabul edildiği anda, o alacağa ilişkin bütün ayni ve şahsî teminatlar sona erer. Bu ayni ve şahsî teminatların, o alacağa sağladığı öncelikler, fon paylaştırmasında dikkate alınmaz.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Madde 1345, 1976 veya 1992 tarihli uluslararası sözleşmeler kapsamında kurulan fonlara (örneğin, yabancı alacakların tasfiyesine ilişkin fonlar) belirli bir alacağın dahil edilmesine mahkeme tarafından karar verildiği anda, o alacağın güvencesini oluşturan tüm ipotek, rehin gibi ayni teminatlar ile kefalet gibi şahsi teminatların kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenlemektedir. Bir başka deyişle, mahkeme, alacağın fona devrine onay verdiği anda, bu alacak için daha önce alınmış olan tüm güvenceler geçersiz hale gelir. Bu teminatların sağladığı öncelikli haklar (örneğin, diğer alacaklılara göre önce sırada olma) fonun paylaştırılması aşamasında hiçbir şekilde hesaba katılmaz. Bu düzenleme, fona devredilen alacakların tüm alacaklılar arasında eşit şartlarda paylaştırılmasını ve dağınık teminat yapısının tasfiye sürecini karmaşıklaştırmasını önlemeyi amaçlar. Şirket sahipleri için bu, alacaklarını bu tür fonlara devrettiklerinde ellerindeki teminatların değerini kaybedeceği anlamına gelir; bu nedenle fon sürecine girmeden önce hukuki danışmanlık almak kritik önem taşır.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Uluslararası ticaret yapan bir şirket düşünün. Bu şirketin, yurt dışındaki bir borçlusundan tahsil edemediği bir alacağı var ve borçlu iflas sürecinde. Şirket, alacağını 1976 veya 1992 tarihli sözleşme kapsamında kurulmuş bir fona dahil ettirmek için mahkemeye başvuruyor. Mahkeme, alacağın fona girmesine karar verdiği anda, şirketin bu alacak için borçlunun gayrimenkulü üzerindeki ipoteği veya borçlunun ortağının şahsi kefaleti geçersiz olacaktır. Fon paylaştırmasında, şirket teminatlı alacaklı statüsünü kaybeder ve diğer alacaklılarla aynı kefeye konur. Sicil işlemleri açısından, bu kararın ardından tapu ve ticaret sicili kayıtlarındaki ipotek veya rehin şerhlerinin düzeltilmesi gerekir. Bir şirket sahibi, fona katılım kararı aldığında bu sonucu önceden bilmeli ve alacağın ne kadarını, hangi zaman diliminde geri kazanabileceğini bu kurala göre planlamalıdır. SicilAI olarak tavsiyemiz, alacak yönetimi stratejinizi oluştururken fon sürecinin sonuçlarını finansal projeksiyonlarınıza mutlaka yansıtmanızdır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Teminatların Kaybının Göz Ardı Edilmesi: Mahkeme onayı verildiğinde teminatların sona ereceği genellikle işletme sahipleri tarafından bilinmez; alacak fona devredildikten sonra ipoteğin geçersiz olduğunu fark etmek büyük maddi kayba yol açar.
- Öncelik Hakkının Silinmesi: Teminatlı alacaklı olmanın sağladığı "ilk sırada gelme" avantajının fon paylaştırmasında hiçe sayılacağı unutularak, alacağın tamamının tahsil edilebileceği varsayımıyla hareket edilmesi risklidir.
- Fon Sözleşmesi Kapsamının Yetersiz Analizi: 1976 veya 1992 tarihli sözleşmelerin yalnızca belirli ülke veya alacak türlerini kapsadığı gözden kaçabilir; alacak fon kapsamında değilse, teminatlar gereksiz yere kaybedilebilir ya da fon prosedürü başarısız olur.
- Kayıt Güncellemelerinin Yapılmaması: Mahkeme kararı sonrası tapu, gemi ve ticaret sicili gibi resmi kayıtlardaki teminat şerhleri zamanında silinmezse, bu durum idari para cezalarına ve hukuki ihtilaflara neden olabilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.