# MADDE 1351
İcra İflas Kanunu Hükümleri Atfı
Resmi Kanun Metni
(1) Bu Kısımda özel olarak düzenlenmeyen hususlarda, İcra ve İflas Kanunu hükümleri, 936 ncı madde ile 937 nci maddenin birinci fıkrasında öngörüldüğü şekilde uygulanır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Bu madde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ilgili Kısmında yer alan düzenlemelerin tamamlayıcısı niteliğindedir. Temel olarak, bu Kısımda belirli bir konu hakkında özel bir hüküm bulunmadığında, İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerinin devreye gireceğini düzenler. Ayrıca, uygulamanın TTK'nın 936. maddesi ve 937. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen şekilde yapılacağını açıkça belirtir. Bu atıf, hem anonim hem de limited şirketler başta olmak üzere tüm ticari işletmeler için kritiktir. Özellikle şirketin tasfiyesi, iflası veya cebri icra süreçlerinde hangi kuralların uygulanacağını belirler. Kısacası bu madde, TTK'nın kendi içindeki boşlukları kapatmak için İİK'ya yönlendiren bir "köprü" hükmüdür. Eğer bir uyuşmazlık veya icra takibi söz konusuysa, öncelikle bu atıf maddesinin varlığını bilmek ve süreci ona göre planlamak gerekir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Diyelim ki bir limited şirket, ortaklarının kararıyla tasfiye sürecine girdi. TTK'nın ilgili kısmında tasfiyenin nasıl yapılacağına dair ana kurallar var. Ancak tasfiye sırasında ortaya çıkan bir alacak uyuşmazlığı veya şirketin borca batık olması durumunda ne olacak? İşte bu devreye girdiğimiz nokta. Madde 1351, bu tip ayrıntılı prosedürlerde İcra ve İflas Kanunu'na başvurulmasını emreder. Örneğin, 936. madde, şirketlerin hangi hallerde iflasına karar verilebileceğini düzenlerken; 937. madde, iflas talebi yetkisini ve şartlarını belirler. Eğer şirket borca batık durumda ise, yönetim kurulu veya tasfiye memurları bu maddeler uyarınca mahkemeye başvurmak zorundadır. Aksi halde yetkili organların sorumluluğu doğabilir. SicilAI olarak özellikle şirket kuruluşu, tasfiye ve iflas süreçlerinde bu tür atıf maddelerinin göz ardı edilmesinin, ilerleyen aşamalarda telafisi güç sonuçlar doğurduğunu sıklıkla görüyoruz. Bu nedenle her şirket sahibinin bu hükmü bilmesi ve hukuki danışmanlık alırken bu atıfı mutlaka gündeme getirmesi gerekir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Yanlış hüküm uygulaması: Doğrudan İİK'nın genel hükümlerine göre işlem yapmak yerine, önce TTK 936 ve 937/1 maddelerindeki özel şartların varlığı araştırılmalıdır. Bu maddeler göz ardı edilirse, yapılan başvurular usulden reddedilebilir.
- Görevli ve yetkili mahkeme hataları: Atıf yapılan İİK hükümleri, hangi mahkemenin görevli olduğunu ve dava şartlarını değiştirebilir. Bu konuda yanlış mahkemeye başvurmak, dava sürecini uzatır ve ek masraflara yol açar.
- Sürelerin kaçırılması: İİK'daki başvuru ve itiraz süreleri, TTK'daki genel sürelerden farklıdır. Özellikle iflas talebine itiraz veya konkordato süreçlerinde 1351. maddenin yaptığı atıf nedeniyle uygulanacak sürelerin kaçırılması, şirketin ve ortakların ağır zarara uğramasına neden olabilir.
- Tasfiye memurlarının sorumluluğu: Tasfiye sırasında şirketin iflasının gerektiği durumlarda 936. maddeye göre iflas isteme yükümlülüğü doğar. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen tasfiye memurları, şahsen sorumlu tutulabilir. Bu risk, özellikle borca batıklık durumunda kritik önem taşır.
- Alacaklıların hakları: Bu atıf sayesinde alacaklılar, İİK'daki haciz ve iflas yollarına başvurma imkanına kavuşur. Şirket sahiplerinin, alacaklıların bu haklarını kullanmasını engelleyecek veya geciktirecek davranışlardan kaçınması gerekir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.