# MADDE 2
Ticari Örf Adet Uygulama Rehberi
Resmi Kanun Metni
(1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır.
(2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.
(3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Madde 2, iş dünyasında sıkça duyulan "âdet" veya "teamül" kavramlarının ne zaman hukuken bağlayıcı olacağını belirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, kanunda açık bir kural varsa örf ve âdet devreye girmez; mahkeme, ancak gerçekten ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği ispatlanan bir uygulamayı kararına esas alabilir. Yani bir alışkanlık, sırf o sektörde yaygın diye tek başına hüküm doğurmaz; ayrıca ticari örf ve âdet niteliğinde olduğunun tespit edilmesi gerekir. Bununla birlikte sözleşme hükümleri veya irade açıklamaları yorumlanırken teamüller dikkate alınabilir. Bir başka deyişle, tarafların niyeti anlaşılmaya çalışılırken o iş kolundaki yerleşik uygulamalar bir yorum anahtarı işlevi görür. Şirket sahibinin bilmesi gereken temel nokta şudur: Örf ve âdet kanuna aykırı olamaz; kanunda boşluk varsa ve taraflar da sözleşmede bir şey kararlaştırmamışsa devreye girer.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Maddenin ikinci fıkrası iki önemli öncelik kuralı getirir. Bir bölgeye ya da belirli bir ticaret dalına özgü örf ve âdetler, genel olanlara göre üstün tutulur. Örneğin İstanbul'daki hazır giyim ticaretine özgü bir uygulama varsa, bu sektörde genel nitelikli bir teamüle değil o dalın kendi kuralına bakılır. Ayrıca taraflar farklı bölgelerde ise ve sözleşmede aksi belirtilmemişse, ifa yerindeki (malın teslim edileceği veya hizmetin sunulacağı yer) ticari örf ve âdet uygulanır. Üçüncü fıkra ise tacir olmayanları (örneğin tüketiciyi veya sade vatandaşı) korur: Ticari örf ve âdet, tacir sıfatı taşımayan kişiye ancak onun bu uygulamayı bildiği veya bilmesi gerektiği ispatlanırsa uygulanabilir. Sicil işlemlerinde bu madde özellikle sözleşme metinlerinin yorumlanması ve uyuşmazlık hâlinde uygulanacak kuralın tespitinde önem taşır. SicilAI olarak şirket kurulumundan ortaklık sözleşmelerine kadar her aşamada taraflara, açık ve yazılı sözleşme hükümleriyle belirsizlikleri ortadan kaldırmalarını öneriyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Yazılı sözleşme yapmadan yalnızca yerel teamüllere güvenmek; ispat yükü her zaman örf ve âdeti iddia eden tarafın üzerindedir, bu nedenle ticari uygulamanın varlığını kanıtlayacak delil bulunmayabilir.
- Yerel veya sektörel örf ile genel teamülün çeliştiği durumlarda hangi kuralın öncelikli olduğunu bilmeden hareket etmek; maddeye göre özgül uygulama genel olanı ezer.
- Karşı tarafın tacir olmaması hâlinde örf âdetin doğrudan uygulanacağını varsaymak; tacir olmayan için ancak bilme veya bilmesi gerektirme şartı aranır.
- Sözleşmede "ifa yeri" belirtilmemesi nedeniyle hangi bölgenin örfünün geçerli olacağının belirsiz kalması; bu durum farklı bölge mahkemelerinde farklı sonuçlara yol açabilir.
- Örf ve âdetin kanundaki emredici kuralları ortadan kaldırabileceğini sanmak; kanunda aksine hüküm varsa teamül hiçbir şekilde uygulanamaz.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.