# MADDE 334
Kamu Temsilcileri Yönetim Kurulu Hakkı Madde 334
Resmi Kanun Metni
(1) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle, pay sahibi olmasalar da, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurmak hakkı verilebilir.
(2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir.
(3) Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, genel kurul tarafından seçilen üyelerin hak ve görevlerini haizdir. Kamu tüzel kişileri, şirket yönetim kurulundaki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiillerden ve yaptıkları işlemlerden dolayı şirkete ve onun alacaklılarıyla pay sahiplerine karşı sorumludur. Tüzel kişinin rücû hakkı saklıdır.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 334. maddesi, kamu tüzel kişilerinin (Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ve diğer kamu kurumları) bazı anonim şirketlerin yönetim kurullarına doğrudan temsilci gönderebilmesini düzenler. Buradaki kritik nokta şudur: Bu hak, yalnızca şirketin işletme konusunun kamu hizmeti olması ve esas sözleşmede açıkça bir hüküm bulunması şartıyla kullanılabilir. Yani kamu tüzel kişisinin şirkette pay sahibi (hissedar) olması gerekmez; tıpkı bir "imtiyaz" gibi, sözleşmeye konacak bir kayıtla bu temsil hakkı tanınabilir.
İkinci fıkra, bu temsilcilerin güvencesini sağlar. Kamu tüzel kişisi tarafından gönderilen bu kişiler, genel kurul tarafından seçilen üyeler gibi kolayca görevden alınamaz. Onları görevden alma yetkisi yalnızca kendilerini görevlendiren kamu tüzel kişisine aittir. Bu, temsilcinin şirket genel kurulunun iradesine değil, doğrudan kamu otoritesinin iradesine bağlı olduğunu gösterir.
Üçüncü fıkra ise sorumluluk rejimini açıklar. Kamu temsilcileri, tıpkı genel kurulca seçilen üyeler gibi tüm hak ve yükümlülüklere sahiptir. Ancak asıl önemli olan, bu temsilcinin fiillerinden dolayı şirkete, alacaklılara ve pay sahiplerine karşı sorumlu olanın öncelikle kamu tüzel kişisinin kendisi olmasıdır. Kamu tüzel kişisi, temsilcisinin işlemlerinden doğan zararları karşılamakla yükümlüdür; ancak bu kişiye (temsilciye) rücu etme hakkı da saklıdır.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bu madde en çok belediyelerin, il özel idarelerinin veya kamu iktisadi teşebbüslerinin iştirak ettiği şirketlerde gündeme gelir. Örneğin, bir belediyenin toplu taşıma, su, atık yönetimi veya enerji dağıtımı alanında faaliyet gösteren bir anonim şirket kurduğunu düşünelim. Belediye, bu şirkette pay sahibi olmasa bile, şirketin esas sözleşmesine "Belediye, yönetim kuruluna bir temsilci gönderme hakkına sahiptir" şeklinde bir hüküm koyabilir. Bu hüküm tescil edildiğinde, belediye yönetim kuruluna bir kişiyi atayabilir.
Sicil uygulamasında bu maddenin etkisi şu şekilde görülür: Şirketin kuruluşunda veya sonradan yapılan esas sözleşme değişikliğinde bu yönde bir madde varsa, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. Temsilcinin atanması ise genel kurul kararıyla değil, doğrudan kamu tüzel kişisinin alacağı bir kararla olur. Bu kararın da yönetim kuruluna bildirilmesi ve sicile tescil edilmesi gerekir. Sicil müdürlükleri, bu tür atamalarda kamu tüzel kişisinin yetkili organının kararını arayacaktır. Bu noktada, sürecin doğru yönetilmemesi halinde şirket yönetiminde ciddi yetki karmaşaları yaşanabilir. SicilAI olarak önerimiz, esas sözleşmeye bu maddeyi eklerken ve temsilci ataması yaparken mutlaka hukuki danışmanlık alınması ve tüm kararların noter onaylı şekilde saklanmasıdır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Esas sözleşmede hüküm olmaması: Kamu tüzel kişisi, pay sahibi olmadığı bir şirkete sadece genel kurul kararıyla temsilci gönderemez. Bu hakkın mutlaka esas sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde temsilcinin alacağı kararlar geçersiz olabilir.
- Görevden alma yetkisinin karıştırılması: Genel kurul, kamu tüzel kişisinin gönderdiği temsilciyi görevden alamaz. Bu yetki yalnızca ilgili kamu tüzel kişisine aittir. Bu kurala uyulmaması halinde, alınan görevden alma kararı yok hükmündedir.
- Sorumluluk alanının göz ardı edilmesi: Kamu tüzel kişisi, temsilcisinin fiillerinden doğan zararlardan şirkete karşı birinci derecede sorumludur. Bu sorumluluğun kapsamı çok geniş olduğu için, temsilcinin yetkilerinin sınırlarının iyi çizilmesi ve toplantılara düzenli katılımının sağlanması gerekir.
- Rücu hakkının sözleşmeyle düzenlenmemesi: Kamu tüzel kişisinin, ödediği zararı temsilciye rücu etme hakkı vardır. Ancak bu rücu hakkının kullanılabilmesi için temsilcinin kusurlu olduğunun ispatı gerekir. Bu nedenle temsilci ile kamu kurumu arasında yazılı bir görevlendirme sözleşmesi yapılması ve yetki sınırlarının netleştirilmesi büyük önem taşır.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.