# MADDE 36
Ticaret Sicili Kayitlarinin Ucuncu Kisilere Etkisi
Resmi Kanun Metni
(1) Ticaret sicili kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur. Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan sürelere de başlangıç olur.
(2) Bir hususun tescil ile beraber derhâl üçüncü kişiler hakkında sonuç doğuracağına veya sürelerin derhâl işleyeceğine ilişkin özel hükümler saklıdır.
(3) Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.
(4) Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış bir husus, ancak bunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ispat edildiği takdirde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Bu madde, ticaret siciline yapılan tescil kayıtlarının (örneğin şirket kuruluşu, adres değişikliği, müdür ataması, sermaye artırımı gibi) dış dünyaya, yani üçüncü kişilere karşı ne zaman hüküm ifade edeceğini düzenler. Maddenin temel kuralı şudur: Bir kayıt, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildikten sonra, ilanı izleyen ilk iş günü itibarıyla herkes için bağlayıcı hale gelir. Eğer ilan, gazetenin aynı nüshasında tamamen yayımlanmamış, farklı nüshalara bölünmüşse, son parçanın yayımlandığı günü izleyen iş günü esas alınır.
Kanun koyucu burada "bilmemezlik mazeretini" ortadan kaldıran güçlü bir karine kurmuştur. Örneğin, bir şirketin yeni genel müdürü atandı ve bu durum tescil ve ilan edildi. Bu ilandan sonra hiç kimse "Ben o müdürü tanımıyorum, yetkisini kabul etmiyorum" diyemez. İlan edilmiş kayıtlar, herkes tarafından biliniyor varsayılır. Aynı şekilde, ilan tarihi aynı zamanda ilanla başlayan sürelerin (örneğin itiraz süresi, dava açma süresi) başlangıç noktasını oluşturur.
Ancak maddenin son fıkrası önemli bir istisna koyar: Eğer tescil ve ilan zorunlu olduğu halde yapılmamışsa, bu kayıt üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda ancak, o kaydın gerçekten bilindiği veya bilinmesi gerektiği ispat edilirse sonuç doğurur. Yani usulüne uygun ilan edilmeyen bir hususun avantajından yararlanmak isteyen şirket, karşı tarafın durumu bildiğini kanıtlamak zorundadır.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Bir örnek üzerinden gidelim: A şirketi, limited şirket ortaklar kurulu kararıyla şirket merkezini İstanbul'dan Ankara'ya taşıdı. Bu karar noterde onaylandı ve şirket yöneticisi, tescil başvurusunu yaptı. Kayıt, ticaret sicilinde tescil edildi ve gazetede ilan edildi. İlanın yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren, A şirketiyle sözleşme yapacak tüm taraflar, şirketin yeni adresinin Ankara olduğunu bilmek zorundadır. Örneğin, eski adrese gönderilen bir ihtar mektubu, ilan süresi dolduktan sonra şirkete ulaşmasa bile hukuken geçerli sayılır.
Bir başka senaryo: Şirket yetkilisi değişikliği yapıldı ancak tescil başvurusu unutuldu. Eski yetkili, şirketi borç altına sokan sözleşmelere imza atmaya devam etti. Yeni yetkili bu durumu fark ettiğinde, tescili yaptırmadığı için sözleşmelerin geçersiz olduğunu iddia edemez. Çünkü üçüncü kişiler, sicilde hâlâ eski yetkilinin göründüğünü söyleyerek sözleşmelerin geçerli olduğunu savunabilir. Bu nedenle, ticari hayatın temel kuralı "tescil edilmemiş husus yok hükmündedir" şeklinde özetlenebilir. SicilAI olarak sıklıkla vurguladığımız gibi, şirketlerin en kritik yönetim kararlarını (müdür ataması, adres değişikliği, yetki sınırları) anında tescil ettirmesi, hukuki güvenlik açısından bir lüks değil zorunluluktur.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Tescili geciktirme riski: Karar alındığı halde tescil başvurusu aylar sonra yapılırsa, aradaki sürede şirket adına işlem yapma yetkisi belirsizleşir. Bu süreçte yapılan sözleşmelerde yetki tartışması yaşanabilir.
- İlanı takip etmeme riski: Tescil yapıldı ama gazete ilanının yayımlandığı tarih takip edilmezse, ilandan doğan süreler (örneğin, sermaye artırımında ortakların pay alma süresi) kaçırılabilir. Bu süreler ilanı izleyen iş günü işlemeye başlar.
- Kısmi ilan riski: İlan metninin gazetenin farklı nüshalarına bölünmesi sonucu, son parçanın yayımlandığı gün esas alınır. Şirketler bu durumda süre hesabını yanlış yapabilir. Oysa kanun, sürenin başlangıcını son kısmın yayımlandığı güne bağlamıştır.
- Tescil ve ilan hiç yapılmamışsa ispat külfeti: Zorunlu bir tescilin hiç yapılmaması durumunda, bu kayıt üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Şirket, karşı tarafın durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmek zorunda kalır. Bu ispat çoğu zaman yazışma, e-posta veya tanık beyanıyla ancak mümkün olabilir ve ciddi bir yük oluşturur.
- İlan edilen bilginin hatalı olması riski: Tescil başvurusunda beyan edilen bilgiler hatalıysa ve ilan buna göre yapıldıysa, üçüncü kişiler bu hatalı bilgiye güvenerek işlem yapabilir. Bu durumda şirket, hatanın düzeltilmesi için yeni bir tescil yapana kadar, yanlış bilginin doğurduğu sonuçlara katlanmak zorunda kalabilir.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.