# MADDE 510
Kuruluş ve Sermaye Artırımında Faiz Ödemesi
Resmi Kanun Metni
(1) İşletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçecek hazırlık dönemi için pay sahiplerine, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak koşuluyla, özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir faiz ödenmesi esas sözleşmede öngörülebilir ve bu dönemle sınırlı olmak üzere, faiz ödemelerinin en geç ne zamana kadar süreceği belirtilir.
(2) İşletme yeni paylar çıkarılarak genişletilecek olursa, sermayenin artırılmasına dair olan kararda, yeni pay sahiplerine, özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir süreyle en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar faiz ödenmesi kabul olunabilir.
🔍 Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Madde 510, bir şirketin henüz tam kapasiteyle faaliyete geçmediği hazırlık döneminde pay sahiplerine faiz ödenebilmesine olanak tanır. Bu, "kuruluş faizi" veya "teminat faizi" olarak bilinen istisnai bir uygulamadır. Normalde şirketler kâr dağıtana kadar ortaklarına ödeme yapamaz; ancak özellikle uzun süren yatırım ve inşa süreçlerinde (örneğin fabrika kurulumu, enerji santrali, gemi inşası gibi) pay sahiplerinin mağdur olmaması için bu madde devreye girer.
Bu faizin ödenebilmesi için üç ana şart vardır:
- Esas sözleşmede açıkça hüküm bulunması: İlk kuruluşta, ana sözleşmeye bu yönde bir madde konulmalıdır. Sermaye artırımında ise artırım kararında bu husus yer almalıdır.
- Faizin özellikli varlık maliyetine yüklenmesi: Yani ödenen faiz, doğrudan gider yazılmaz; yatırım yapılan varlığın maliyetine eklenir. Bu uygulama Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) uygun olmalıdır. Özellikle TMS 23 "Borçlanma Maliyetleri" standardı burada belirleyicidir.
- Süre sınırlaması: Faiz ödemesi, işletmenin tamamen faaliyete başlamasına kadar geçen dönemle sınırlıdır ve bu sürenin en geç ne zaman biteceği esas sözleşmede belirtilir. Sermaye artırımında ise en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar faiz ödenebilir.
💡 Ticari Hayatta ve Sicil İşlemlerinde Uygulaması
Diyelim ki bir şirket kuruluyor ve şirketin amacı bir otel inşa etmek. İnşaat 2 yıl sürecek ve bu süre boyunca şirketin hiçbir ticari geliri olmayacak. Ortaklar, yatırdıkları sermayenin karşılığı olarak bu dönemde faiz almak isterlerse, kuruluş sözleşmesine bu yönde bir hüküm ekletip noterde onaylatmaları gerekir. Bu faiz, inşaat maliyetine dahil edilir, böylece varlığın maliyeti yükselir ve ileride amortisman yoluyla itfa edilir.
Benzer durum, şirketin büyüyüp sermaye artırımı yapması hâlinde de geçerlidir. Örneğin mevcut fabrikasına yeni bir üretim hattı ekleyecek bir şirket, genel kurulda aldığı sermaye artırım kararında yeni pay sahiplerine, makine ve ekipman devreye girinceye kadar faiz ödenmesini kabul edebilir. Burada dikkat edilecek nokta, bu yetkinin genel kurul kararına dayanması ve sürenin yeni yatırımın işletmeye alınmasıyla sona ermesidir.
Bu madde özellikle büyük ölçekli, sermaye yoğun sektörlerde ve kitle fonlama gibi yeni nesil finansman yöntemlerinde önem kazanır. SicilAI olarak, bu tür faiz hükümlerinin esas sözleşmeye işlenmesi sırasında süre ve oranın net yazılmasını, ayrıca muhasebe politikalarının TMS 23'e uygun biçimde kurgulanmasını öneriyoruz.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Riskler
- Süresiz veya sınırsız faiz taahhüdü: Esas sözleşmeye "hazırlık dönemi boyunca" gibi muğlak bir ifade yazılırsa, bu madde kapsamında geçersiz sayılabilir. Kanun, sürenin en geç ne zaman biteceğinin açıkça belirtilmesini şart koşar.
- Kâr payı avansı ile karıştırılması: Bu faiz, kâr dağıtımı değildir. Şirket zarar etse bile sözleşmede öngörülmüşse ödenebilir; ancak vergi ve muhasebe mevzuatı açısından farklı işlemlere tabidir. Yanlış sınıflandırma denetim raporlarında olumsuz görüşe yol açabilir.
- TMS uyumunun göz ardı edilmesi: Faizin doğrudan gider yazılması veya özellikli varlık tanımına uymayan bir harcamaya eklenmesi, mali tabloların gerçeği yansıtmamasına neden olur. Bu durum hem vergi cezası hem de hukuki sorumluluk doğurabilir.
- Genel kurul kararının eksik alınması: Sermaye artırımında faiz ödenmesi kararı ancak genel kurulda ve belirli bir çoğunlukla alınabilir. Yönetim kurulunun tek başına böyle bir taahhütte bulunması, şirket yönetiminin görevini kötüye kullanması anlamına gelebilir.
- Esas sözleşme değişikliğinin tescile tabi olması: Bu hüküm sonradan ekleniyorsa, TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca genel kurul kararı alınmalı ve bu kararın ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesi gerekir. Tescil edilmeyen hükümler üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Bu İşlemi mi Yapıyorsunuz?
Tescil işlemlerinizde zaman kaybetmeyin. Yapay zeka ile evraklarınızı saniyeler içinde test edin.
Yapay Zeka Motorunu Çalıştırİşlemleriniz %100 güvenli ve KVKK uyumlu olarak gerçekleştirilir.